Amerikan Kamuoyu Araştırmalarında İsrail: Olumsuz Algı, Partizan Ayrışma, Kuşaklar Arası Mesafe ve Çatışan Çıkarlar

ABD–İsrail ilişkileri, Amerikan dış politikasının en istikrarlı ilişkilerinden biri olagelmiştir. Bu ilişkinin sürekliliği, bu yazı dizisinde “temel dayanaklar” olarak kavramsallaştırılan bir dizi siyasal, toplumsal ve kurumsal unsura dayanmıştır. Söz konusu unsurlar, iki hükümet arasında zaman zaman ortaya çıkan anlaşmazlıklara ve Amerikan yönetimlerindeki değişimlere rağmen, ilişkinin “özel” niteliğinin korunmasını tarihsel olarak mümkün kılmıştır. Geniş çaplı iki partili uzlaşı, İsrail’i destekleyen Amerikan toplumsal tabanları ve İsrail’in Amerikan karar alma mekanizmalarındaki konumunun korunmasına katkı sağlayan etki ağları bu dayanakların başlıcalarıdır.

Ancak Gazze savaşının ardından ortaya çıkan dönüşümler ve bunları izleyen bölgesel ve uluslararası gelişmeler, bu dayanakların geleceğine ilişkin yeni bir soruyu gündeme getirmiştir. Mesele artık yalnızca Amerikan yönetimlerinin tutumlarıyla veya Washington ile İsrail’deki siyasi liderlikler arasındaki yakınlığın düzeyiyle sınırlı değildir. Asıl tartışma, ABD–İsrail ilişkilerinin tarihsel olarak üzerine inşa edildiği siyasal, toplumsal ve stratejik ortamın ne ölçüde varlığını sürdürebileceği üzerine yoğunlaşmaktadır.

Bu çalışma, ABD–İsrail ilişkilerinin içinde şekillendiği siyasal ortamın değişimini gösteren ilk gösterge olarak Amerikan kamuoyunda yaşanan dönüşümlere odaklanmaktadır. Çalışmanın çıkış noktası, Amerikan siyasetindeki büyük değişimlerin genellikle doğrudan kurumlardan başlamadığı; önce toplum içinde görünür hâle geldiği, ardından aşamalı olarak siyasi partilere, Kongre’ye ve karar alma merkezlerine taşındığı varsayımıdır.

Bu nedenle çalışma, kamuoyu araştırmalarının sonuçlarını yalnızca sıralamakla yetinmemekte; bunları uzun bir zaman dilimine yayılan bir veri seti olarak ele almaktadır. Veriler zaman, siyasi parti aidiyeti ve yaş olmak üzere üç temel değişken üzerinden analiz edilmekte; bu değişkenler arasındaki etkileşimler ve ortaya çıkan çelişkiler takip edilmektedir. Ayrıca Gazze savaşı öncesi ve sonrasındaki eğilimler karşılaştırılmakta ve İran savaşının ardından yayımlanan en güncel kamuoyu araştırmalarına kadar uzanan süreç incelenmektedir.

Böylece bir yandan İsrail’e yönelik desteğin devam edip etmediği, diğer yandan ise bu desteğin toplumsal ve siyasal yapısının ve dağılımının nasıl değiştiği birbirinden ayrıştırılmaya çalışılmaktadır. Zira asıl önemli olan yalnızca İsrail’e yönelik destek veya karşıtlığın düzeyini ölçmek değil; bu desteğin tarihsel olarak dayandığı toplumsal ve siyasal haritanın, başka bir ifadeyle temel tabanın, nasıl dönüşmekte olduğunu anlamaktır.

Görece İstikrardan Hızlanan Gerilemeye

Bu bölüm, İsrail’in Amerikan kamuoyundaki konumunda yaşanan dönüşümü, zaman içinde karşılaştırmaya elverişli tek ve belirli bir gösterge üzerinden incelemektedir: Amerikalıların, İsrail’in politikalarına veya hükümetlerine değil, doğrudan “İsrail Devleti”ne ilişkin algısı. Kamuoyu araştırmalarında bu gösterge, İsrail’e yönelik olumlu veya olumsuz görüş bildirenlerin oranı üzerinden ölçülmektedir.

Bu gösterge, İsrail’in Amerikan kamuoyundaki yerinin zaman içerisindeki seyrini takip etmek için görece istikrarlı bir ölçüm noktası sunmaktadır. Aynı zamanda elde edilen sonuçların İsrail hükümetine, İsrail başbakanına veya birbirini izleyen hükümetlerin benimsediği politikalara yönelik değerlendirmelerden ayrı tutulmasına imkân vermektedir.

Zira bu tür göstergeler, liderliklerin, politikaların ve siyasal bağlamların değişmesine bağlı olarak daha hızlı dalgalanabilmektedir. Buna karşılık “devlet” imajı, İsrail’in bizzat kendisinin Amerikan kamuoyundaki konumunu daha uzun bir zaman dilimi boyunca izlemeyi; savaş yıllarında ortaya çıkan değişimin ne ölçüde kalıcılaştığını ve genel eğilimde süreklilik gösteren bir dönüşüme işaret edip etmediğini değerlendirmeyi mümkün kılmaktadır.

Gallup’un kamuoyu araştırmaları serisi bu karşılaştırmanın temel dayanaklarından birini oluşturmaktadır. Gallup, Amerikalıların İsrail’e yönelik görüşlerini 1989 yılından itibaren ölçmeye başlamış; böylece son dönemdeki değişimleri uzun vadeli tarihsel bir seyir içine yerleştirmek ve İsrail’in savaş öncesi ve sonrasındaki imaj düzeylerini karşılaştırmak mümkün hâle gelmiştir.

Bu veriler, aynı eğilimi ölçen bağımsız bir seri olarak Pew Research Center’ın araştırmalarıyla birlikte değerlendirilmektedir. Bununla birlikte iki kuruluşun soru formülasyonları ve araştırmaların gerçekleştirildiği tarihler birbirinden farklıdır. Bu nedenle Gallup ve Pew’e ait oranlar ve sonuçlar tek bir sayısal seri içinde birleştirilmemektedir. Her iki seri ayrı ayrı ele alınmakta; ardından diğer serinin verileri, dönüşümün yönünü ve genel boyutunu doğrulamak amacıyla karşılaştırmalı biçimde kullanılmaktadır.

1. Savaş Öncesinde Olumlu Algının İstikrarı

Gallup’un araştırma serisi, savaş öncesindeki yıllarda İsrail’in Amerikalılar nezdindeki imajının yüksek ve görece istikrarlı bir seviyede seyrettiğini göstermektedir. 2008’den itibaren yapılan yıllık ölçümler, İsrail’e yönelik olumlu görüşlerin %66 ile %75 aralığında kaldığını ve bu seviyenin etrafında yalnızca sınırlı dalgalanmalar yaşandığını ortaya koymaktadır. Bu süreklilik, bazı yıllarda gerileme olmadığı anlamına gelmemektedir. Ancak seride kaydedilen bu düşüşlerin hiçbiri uzun süreli ve kesintisiz bir gerileme eğilimine dönüşmemiştir.

Yıl İsrail’e yönelik olumlu görüş
2008 %71
2010 %67
2012 %71
2013 %66
2014 %72
2015 %70
2016 %71
2017 %71
2018 %74
2019 %69
2020 %74
2021 %75
2022 %71
2023 %68

Bu oranlar, Gallup’un 1989’da ölçümlere başlamasından bu yana sunduğu daha uzun tarihsel seri içine yerleştirildiğinde daha anlamlı hâle gelmektedir. İsrail’e yönelik olumlu görüş Şubat 1989’da %49, aynı yılın ağustos ayında ise %45 olarak ölçülmüştür. Bu oran, tarihsel seride kaydedilen en düşük seviyedir.

Ardından olumlu görüş oranı 1991’de %79’a yükselmiş ve serinin tarihsel zirvesine ulaşmıştır. Daha sonraki yıllarda ise 2000’de %54, 2001’de %63, 2002’de %58 ve 2003’te %64 olarak kaydedilmiştir. Bu veriler, İsrail’in imajının tarih boyunca krizlerden ve siyasal gelişmelerden etkilendiğini; ancak savaş öncesindeki yıllarda uzun vadeli ve sürekli bir düşüş eğilimine girmediğini göstermektedir.

Daha da önemlisi, savaşa zamansal olarak en yakın ölçüm olan Şubat 2023 verisi de önceki yıllara hâkim olan yüksek aralık içinde kalmıştır. Dolayısıyla Amerikan kamuoyu 2023 yılına, İsrail’e yönelik köklü ve güçlü bir olumlu algıyla girmiştir.

2. Savaş Sonrasında Gerileme

İsrail’in Amerikan kamuoyundaki imajında ilk belirgin kırılma, Gallup’un Şubat 2024’te gerçekleştirdiği ölçümde ortaya çıkmıştır. İsrail’e “çok olumlu” veya “oldukça olumlu” bakanların oranı %68’den %58’e gerilemiş; böylece yalnızca bir yıl içinde 10 puanlık bir düşüş yaşanmıştır. Bu oran, Gallup’un İsrail için 2000 yılından bu yana kaydettiği en düşük olumlu görüş seviyesidir. Bu nedenle 2024 yılı, savaş öncesindeki yıllarda İsrail imajına hâkim olan yüksek seviyedeki ilk açık kırılma olarak değerlendirilebilir:

Dönem Başlangıç ölçümü Son ölçüm Gerileme miktarı
2021–2022 %75 %71 −4 puan
2022–2023 %71 %68 −3 puan
2021–2023 %75 %68 −7 puan
2023–2024 %68 %58 −10 puan

Gerileme, 2025 ve 2026 yıllarında yapılan sonraki ölçümlerde de devam etmiştir:

Yıl İsrail’e yönelik olumlu görüş Bir önceki ölçüme göre değişim
2023 %68
2024 %58 −10 puan
2025 %54 −4 puan
2026 %46 −8 puan
2023–2026 %68 – %46 −22 puan

Savaş öncesindeki birkaç yılı da değerlendirmeye kattığımızda, söz konusu göstergenin 2021 ile 2026 arasında toplam 29 puan kaybettiği görülmektedir. 2026 verisinin anlamı, Gallup’un uzun dönemli tarihsel serisi içine yerleştirildiğinde daha da belirgin hâle gelmektedir. İsrail’e yönelik olumlu görüşün tarihsel olarak en düşük seviyesi 1989 yılında %45 olarak kaydedilmişti. 2026’da ise bu oran %46’ya gerilemiştir. Başka bir ifadeyle son ölçüm, Gallup’un tarihsel dip seviyesinin yalnızca 1 puan üzerinde kalmıştır.

Pew verileri, Gallup serisinin ortaya koyduğu eğilimi, İsrail’e yönelik genel bakışı ölçen bağımsız bir gösterge üzerinden doğrulamaktadır. Bu karşılaştırmanın önemi, iki kurumun farklı ölçüm araçları ve farklı soru formülasyonları kullanmasından kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla her iki araştırmada da aynı yönelimin ortaya çıkması, söz konusu değişimin Amerikan kamuoyunda gerçek ve daha geniş kapsamlı bir dönüşümü yansıttığına dair daha güçlü bir gösterge sunmaktadır.

Yıl İsrail’e yönelik olumlu görüş İsrail’e yönelik olumsuz görüş Net fark
2022 %55 %42 Savaş öncesinde olumlu görüş lehine +13 puan
2025 %45 %53 Savaş sonrasında olumsuz görüş lehine −8 puan
2026 %37 %60 Savaş sonrasında olumsuz görüş lehine −23 puan
2022–2026 −18 puan +18 puan Olumsuz yönde toplam 36 puanlık değişim

Yukarıdaki tablo, değerlendirmelerin yönünde açık bir değişime işaret etmektedir. 2022 ile 2026 arasında İsrail’e yönelik olumlu görüş 18 puan gerilerken, olumsuz görüş aynı oranda 18 puan artmıştır. Aynı dönem içinde genel eğilim, olumlu çoğunluktan olumsuz çoğunluğa dönüşmüştür.

2025 verileri, bu dönüşümün 2026 ölçümüne ulaşılmadan önce denge noktasını aşmış olduğunu göstermektedir. Nitekim İsrail hakkında “çok olumsuz” görüş bildirenlerin oranı da 2022’de %10 iken 2025’te %19’a yükselmiş, böylece 9 puanlık bir artış kaydedilmiştir. Bu durum, dönüşümün yalnızca genel değerlendirme dengesinin olumlu yönden olumsuz yöne kaymasıyla sınırlı kalmadığını; aynı zamanda olumsuz değerlendirmenin şiddetinde de belirgin bir artış yaşandığını göstermektedir.

Gallup ve Pew araştırmaları birlikte değerlendirildiğinde, her iki serinin de aynı temel eğilime işaret ettiği görülmektedir: savaş öncesinde görece istikrarlı bir seyir, savaş sonrasında ise İsrail’in imajında belirgin ve devam eden bir gerileme. Pew serisinde bu değişim, 2022–2026 döneminde kamuoyu dengesinin olumlu çoğunluktan olumsuz çoğunluğa geçmesiyle daha da görünür hâle gelmiştir.

Demokratlar: Artan Ret ve Dönüşümün Hızlanması

Savaş öncesinde İsrail’in Demokrat tabanındaki imajı, Cumhuriyetçilere kıyasla zaten daha olumsuzdu. Ancak Pew verileri, 7 Ekim sonrasında bu farkın belirgin biçimde büyüdüğünü göstermektedir:

Yıl Demokratlar ve Demokrat eğilimli bağımsızlar: İsrail’e yönelik olumsuz görüş Değişim
2022 %53
2025 %69 +16 puan
2026 %80 +11 puan
2022–2026 +27 puan

Yukarıdaki tablo, Demokrat tabanındaki değişimin yalnızca kademeli bir olumsuzlaşmadan ibaret olmadığını; değerlendirmelerin yönünde hızlı bir dönüşüm yaşandığını göstermektedir.

Bu değişim aynı zamanda İsrail’e yönelik bakış konusunda iki parti arasındaki farkın giderek açılmasına da yansımıştır:

Yıl Demokratlar: olumsuz Cumhuriyetçiler: olumsuz Partiler arası fark
2022 %53 %27 26 puan
2025 %69 %37 32 puan
2026 %80 %41 39 puan
2022–2026 +27 puan +14 puan +13 puan

Böylece Demokrat Parti içindeki değişim, İsrail’in imajı konusunda partiler arası kutuplaşmanın ve farkın büyümesini sağlayan başlıca etkenlerden biri hâline gelmiştir. Bu durum, İsrail’in ABD ile ilişkilerinde uzun yıllardır temel kabul ettiği stratejik ilkelerden biri açısından önemli sonuçlar doğurmaktadır: İsrail’in her iki partiyle de güçlü ilişkilerini koruması ve yalnızca tek bir partinin desteğine bağımlı hâle gelmemesi.

Cumhuriyetçiler: Olumlu Çoğunlukta Gerileme, Ancak Eğilim Tersine Dönmüş Değil

Pew verileri, 2022 sonrasında Cumhuriyetçi taban içinde İsrail’e yönelik değerlendirmelerin daha olumsuz bir yönde değiştiğini göstermektedir. Aşağıdaki tablo bu değişimi ortaya koymaktadır:

Yıl İsrail’e yönelik olumsuz görüş Değişim düzeyi
2022 %27
2025 %37 +10 puan
2026 %41 +4 puan
2022–2026 +14 puan

Bununla birlikte, yaşanan belirgin değişime rağmen Cumhuriyetçi tabanda baskın tutum hâlâ İsrail’e yönelik olumlu değerlendirme olmaya devam etmiştir. 2026 ölçümü de bunu doğrulamaktadır:

Yıl İsrail’e yönelik olumlu görüş İsrail’e yönelik olumsuz görüş
2022 %71 %27
2025 %62 %37
2026 %58 %41

Dolayısıyla Cumhuriyetçi tabanda 2026’ya kadar uzanan süreçte, 2022 sonrasında İsrail’in imajında kayda değer bir gerileme yaşanmıştır. Ancak bu gerileme, Demokrat tabandaki değişime kıyasla daha yavaş ve daha sınırlı kalmıştır.

Diğer taraftan Gallup’un son kamuoyu araştırmalarına göre ise Cumhuriyetçiler arasında İsrail’e yönelik olumlu görüş, 2022 ile 2025 arasında %81’den %83’e hafifçe yükselmiş, ardından 2026’da %69’a gerilemiştir. Böylece en büyük düşüş, mevcut en güncel dönem olan 2025–2026 arasında gerçekleşmiş ve gösterge yalnızca bir yıl içinde 14 puan kaybetmiştir.

Ayrıca %69’luk oran, Gallup’un Cumhuriyetçiler arasında yirmi yılı aşkın süredir kaydettiği en düşük olumlu görüş düzeyidir. Bu da tarihsel olarak İsrail’e en güçlü desteği veren toplumsal tabanlardan biri içinde dahi olumlu algının belirgin biçimde zayıfladığını göstermektedir.

Bu seri, önceki bölümde kullanılan Pew verilerinden farklı bir işlev görmektedir. Pew, Cumhuriyetçi tabanda 2022 ile 2026 arasında olumsuz görüşlerin arttığını ortaya koyarken; Gallup aynı dönem boyunca olumlu görüşlerin düzeyine ilişkin bağımsız bir ölçüm sunmaktadır. Ölçüm yöntemleri ve soru formülasyonları farklı olsa da iki araştırma serisi 2026’ya ilişkin en güncel sonuçta aynı noktada buluşmaktadır: İsrail’in Cumhuriyetçi tabandaki imajı, savaş öncesindeki başlangıç noktasına kıyasla artık daha az olumludur.

Sempati Düzeyindeki Partizan Değişim

Partiler arasındaki farkın büyümesi, İsrail-Filistin çatışmasına yönelik yaklaşım biçimine de yansımıştır. Gallup’un 2023 araştırmasında, kurumun bu soruyu yıllık olarak sormaya başladığı 2001’den bu yana ilk kez Demokrat tabanda Filistinlilere yönelik sempati, İsraillilere yönelik sempatiyi geride bırakmıştır.

Demokratların ve Demokrat eğilimli bağımsızların %49’u Filistinlilere daha fazla sempati duyduğunu belirtirken, İsraillilere daha fazla sempati duyduğunu söyleyenlerin oranı %38’de kalmıştır. Bu eğilim Gallup’un 2024 araştırmasında da sürmüş; Demokratların %43’ü Filistinlilere, %35’i ise İsraillilere daha fazla sempati duyduğunu ifade etmiştir. Bu durum, Demokrat Parti içindeki kamuoyu eğilimlerinde kalıcılaşan bir yön değişimine işaret etmektedir.

Cumhuriyetçiler İsrail’e en fazla sempati duyan kesim olmaya devam etmekle birlikte, bu oran da 2026 Gallup araştırmasında %70’e gerilemiştir. Bu oran 2024’te %80 düzeyindeydi ve Gallup verilerine göre 2026 sonucu, Cumhuriyetçiler arasında 2004’ten bu yana kaydedilen en düşük seviyedir. Dolayısıyla Amerikan kamuoyundaki değişimin göstergeleri yalnızca Demokrat tabanla sınırlı değildir; iki parti arasındaki fark hâlâ geniş olsa da Cumhuriyetçi seçmenler arasında da İsrail’e yönelik sempati düzeyinde belirgin bir gerileme görülmektedir.

Kuşak Değişkeni: İsrail İmajında Yaş Grupları Arasındaki Farkın Büyümesi

Önceki analiz, İsrail’in Amerikan kamuoyundaki imajının hem genel düzeyde hem de parti aidiyetleri temelinde değiştiğini ortaya koyarken, kuşak boyutu bu dönüşümün yapısına ilişkin başka bir açıklama daha sunmaktadır. Veriler, İsrail’e yönelik tutumların savaş öncesinde de yaş grupları arasında eşit biçimde dağılmadığını; savaş sonrasındaki yıllarda ise bu farklılıkların daha da belirginleştiğini göstermektedir.

Pew Research Center’ın 2022 verileri, İsrail’in imajında yaşa bağlı açık bir farklılaşma bulunduğunu ortaya koymaktadır. Yaş yükseldikçe İsrail’e yönelik olumlu görüş oranı artarken, yaş düştükçe olumsuz görüş oranı yükselmektedir. Tablo bu durumu açık biçimde göstermektedir:

Yaş grubu İsrail’e yönelik olumlu görüş İsrail’e yönelik olumsuz görüş
30 yaş altı %41 %53
30–49 %49 %47
50–64 %60 %36
65 yaş ve üzeri %69 %27

Bu farkın önemi, savaş öncesinde de mevcut olmasından kaynaklanmaktadır. Başka bir ifadeyle, kuşaklar arasındaki ayrışma 7 Ekim’le birlikte ortaya çıkmamış; savaş öncesinde de Amerikan kamuoyunun İsrail’e bakışının yapısal unsurlarından biri olmuştur.

Gallup’un 2023 ve 2024 verileri bu noktayı daha açık biçimde test etme imkânı sunmaktadır. Veriler, değişimin özellikle daha genç gruplarda çok daha sert olduğunu göstermektedir:

Yaş grubu 2023 2024 Değişim
18–34 %64 %38 −26 puan
35–54 %66 %55 −11 puan
55 yaş ve üzeri %74 %71 −3 puan

Buradaki anlam, yalnızca kuşakların birbirinden farklı tutumlara sahip olmasıyla sınırlı değildir. 2023’te gençlerle daha ileri yaştaki kesimler arasındaki fark yalnızca 10 puanken, 2024’te bu fark 33 puana yükselmiştir.

Bu bulgu, tek bir yıldaki destek düzeylerini karşılaştırmaktan daha güçlü bir anlam taşımaktadır. Çünkü savaş sonrasındaki dönüşümün kuşaklar arasında eşit biçimde gerçekleşmediğini göstermektedir. Gençler zaten savaş öncesinde İsrail’e daha az olumlu bakarken, 7 Ekim’i takip eden ilk yılda en büyük düşüş de yine bu grupta gerçekleşmiştir. Buna karşılık daha ileri yaştaki kesimlerin tutumu çok daha istikrarlı kalmıştır.

Pew verileri, yaş farklılıklarının aynı parti tabanı içinde incelendiğinde de devam ettiğini, ancak iki partide farklı biçimlerde seyrettiğini göstermektedir. Demokratlar ve Demokrat eğilimli bağımsızlar arasında İsrail’e yönelik olumsuz görüş, 2022 ile 2025 arasında 50 yaş altındakilerde 9 puan artarken, 50 yaş ve üzerindekilerde 23 puan yükselmiştir.

Cumhuriyetçiler ve Cumhuriyetçi eğilimli bağımsızlar açısından ise dönüşümün önemli bir bölümü daha genç gruplarda gerçekleşmiştir. 50 yaş altındaki Cumhuriyetçiler arasında İsrail’e yönelik görüş 2022’de %63 olumluya karşı %35 olumsuz iken, 2025’te %48 olumluya karşı %50 olumsuza dönüşmüştür.

Pew’in 2026 verileri bu farklılaşmanın devam ettiğini doğrulamaktadır. 18–49 yaş aralığındaki Cumhuriyetçilerin %57’si artık İsrail’e olumsuz bakarken, 50 yaş ve üzerindeki Cumhuriyetçiler arasında çoğunluk İsrail’e yönelik olumlu tutumunu korumuştur.

Demokrat Parti içinde ise 50 yaş altındaki Demokratların %47’si İsrail’e karşı “çok olumsuz” bir görüşe sahip olduğunu belirtirken, bu oran daha ileri yaştaki Demokratlarda %39 olarak ölçülmüştür.

Bu verilerin analitik önemi, yaş farkının iki partide aynı biçimde işlememesidir. Cumhuriyetçilerde dönüşüm daha çok genç seçmenler arasında belirginleşirken, Demokratlarda değişim yaş gruplarının geneline daha geniş biçimde yayılmış; ayrıca olumsuz görüşteki artış daha ileri yaştaki Demokratlar arasında da oldukça yüksek düzeye ulaşmıştır.

İsrail’in İmajındaki Gerileme, Filistinlilere Yönelik Sempatinin “Otomatik” Olarak Arttığı Anlamına Gelmiyor

Gallup’un en güncel verileri, İsrail’e yönelik genel değerlendirme ile İsraillilere duyulan sempati arasında dikkat çekici bir farklılığa işaret etmektedir. İsrail’e yönelik olumlu görüş oranı, İsraillilere duyulan sempati oranıyla birebir örtüşmemektedir. Nitekim 2026’da “İsrail”e yönelik olumlu görüş %46 seviyesindeyken, soru çatışmanın iki tarafına yönelik sempatiye geldiğinde İsraillilere sempati duyduğunu belirtenlerin oranı %36’da kalmıştır.

2026 yılında Filistinlilere duyulan sempati, Gallup’un bu göstergeyi ölçmeye başladığı 2001’den bu yana ilk kez İsraillilere duyulan sempatiyi aşmıştır. Bu değişim, aşağıdaki tabloda görüldüğü üzere kademeli bir seyir izlemiştir:

Yıl İsraillilere sempati Filistinlilere sempati Fark
2018 %64 %19 İsrailliler lehine +45 puan
2022 %55 %26 İsrailliler lehine +29 puan
2023 %54 %31 İsrailliler lehine +23 puan
2025 %46 %33 İsrailliler lehine +13 puan
2026 %36 %41 Filistinliler lehine +5 puan

Bu farklılığın analitik önemi, devlete yönelik genel değerlendirmenin ve çatışmanın taraflarına yönelik sempatinin giderek daha belirgin biçimde iki ayrı gösterge hâline gelmiş olmasıdır.

Bu ayrışma Cumhuriyetçiler arasında daha da belirginleşmektedir. Demokratlarda İsrail’e yönelik olumsuz görüş ile sempati düzeyindeki değişim arasında görece daha uyumlu bir seyir görülürken, Cumhuriyetçiler İsraillilere daha yüksek düzeyde sempati göstermeye devam etmektedir. Bununla birlikte bu oran da 2026 Gallup araştırmasında %70’e gerilemiştir. 2024’te %80 olan bu oran, Cumhuriyetçiler açısından 2004’ten bu yana kaydedilen en düşük seviyedir.

Buna karşılık İsrail’in kendisine yönelik genel değerlendirmeye bakıldığında, Cumhuriyetçilerin ve Cumhuriyetçi eğilimli bağımsızların %58’i İsrail’e olumlu, %41’i ise olumsuz bakmaktadır. Başka bir ifadeyle Cumhuriyetçilerin çoğunluğu, İsrail’e yönelik genel algıları belirgin biçimde daha olumsuz bir yöne kaymasına rağmen, çatışma bağlamında Filistinlilere kıyasla İsraillilere daha fazla sempati duymaya devam etmektedir.

Dolayısıyla yaşanan dönüşüm, Amerikan kamuoyunun bütünüyle İsrail karşıtı hâle geldiği anlamına gelmemektedir. Daha ziyade İsrail’in, kendisine yönelik sempatinin devlet olarak İsrail hakkında olumlu bir değerlendirmeye dönüşmesini sağlama kapasitesinin geçmişe kıyasla zayıfladığını göstermektedir.

Amerikan Çıkarı Tek Bir Tutum Anlamına Gelmiyor

Veriler, İsrail’e yönelik tutumdaki dönüşümün yalnızca “Amerikalılar İsrail’i destekliyor mu, desteklemiyor mu?” sorusu üzerinden okunamayacağını göstermektedir. Bunun yanında, İsrail’in ve onunla bağlantılı çatışmanın Amerikan ulusal çıkarları tasavvurunda nasıl bir yer tuttuğuna ilişkin başka bir düzey de bulunmaktadır. Daha da önemlisi, bu düzey de sabit kalmamıştır. Zaman içinde savaşın Amerikan ulusal çıkarları açısından taşıdığı önem azalırken, Washington’un İsrail’e yönelik nasıl bir politika izlemesi gerektiği konusunda Amerikalılar arasındaki görüş ayrılığı büyümüştür.

2024 yılında Amerikalıların %75’i İsrail ile Hamas arasındaki savaşın ABD’nin ulusal çıkarları açısından önemli olduğunu düşünüyordu. Partiler arasındaki yakınlık dikkat çekiciydi: Cumhuriyetçilerin %77’si ve Demokratların %76’sı savaşın Amerikan çıkarları bakımından önemli olduğunu ifade etmişti.

Ancak bu yakınlık, Amerikan çıkarlarının siyasal olarak neyi gerektirdiği konusunda bir uzlaşı üretmedi. O dönemde Cumhuriyetçilerin %50’si İsrail’e askerî yardım verilmesini desteklerken, Demokratlarda bu oran %25’ti. Buna karşılık Demokratların %66’sı Gazze’deki Filistinli sivillere insani yardım sağlanmasını desteklerken, Cumhuriyetçilerde bu oran %35’te kaldı. Ayrıca Demokratların %25’i savaşın sona erdirilmesinde ABD’nin başlıca diplomatik rolü üstlenmesini desteklerken, Cumhuriyetçiler arasında bu oran %16’ydı.

Bu fark, “Amerikan çıkarı” kavramının tek bir siyasal karşılığa sahip olmadığını göstermektedir. Dolayısıyla savaşın önemli olduğu konusunda uzlaşılması, ABD’nin İsrail’e yönelik taahhüdünün niteliği konusunda da uzlaşı bulunduğu anlamına gelmemektedir.

2025’e gelindiğinde bu uzlaşının kendisi de gerilemeye başlamıştır. Amerikalıların %66’sı savaşın ABD’nin ulusal çıkarları açısından önemli olduğunu belirtmiştir. Bu değişim, İsrail’in imajındaki belirgin dönüşümle eş zamanlı gerçekleşmiştir. İsrail’e yönelik olumsuz görüş oranı 2022’de %42 iken 2025’te %53’e yükselmiştir. Aynı dönemde İsrail’e “çok olumsuz” bakanların oranı da %10’dan %19’a çıkarak neredeyse iki katına ulaşmıştır.

Bu eş zamanlılık, savaşın Amerikan çıkarları açısından öneminin azalmasının İsrail’in imajındaki gerilemeden kaynaklandığı anlamına gelmemektedir; zira söz konusu kamuoyu araştırması böyle bir nedensellik ilişkisini ortaya koymamaktadır. Ancak veriler, tarihsel olarak birbirine paralel ilerlediği varsayılabilecek iki düzeyde eş zamanlı bir dönüşüme işaret etmektedir: bir yanda İsrail’e yönelik genel değerlendirme, diğer yanda ise çatışmanın Amerikan ulusal çıkarları tasavvurundaki yeri.

Savaşın üzerinden iki yıl geçtikten sonra, görüş ayrılığı Amerikan politikasının değerlendirilmesinde daha belirgin bir hâl almıştır. Eylül 2025’te Amerikalıların %33’ü ABD’nin İsrail’e gereğinden fazla askerî yardım sağladığını belirtirken, %8’i yardımın yetersiz olduğunu, %23’ü ise mevcut düzeyin uygun olduğunu ifade etmiştir. Katılımcıların %35’i ise bu konuda belirli bir görüş bildirmemiştir. Kuşaklar arasındaki fark da oldukça belirgindir:

İsrail’e askerî yardımın düzeyine ilişkin değerlendirme – Eylül 2025

30 yaş altı 65 yaş ve üzeri Fark
Gereğinden fazla %42 %24 Gençler lehine +18 puan
Uygun düzeyde %13 %34 İleri yaştakiler lehine +21 puan

Partiler arasındaki ayrışma da açık biçimde ortaya çıkmıştır. Demokratların %49’u ABD’nin İsrail’e gereğinden fazla askerî yardım sağladığını söylerken, Cumhuriyetçiler arasında bu oran %19’da kalmıştır. Buna karşılık Cumhuriyetçiler, yardım miktarının uygun düzeyde olduğunu düşünmeye daha yatkın olmuştur.

Bu noktada “Amerikan çıkarı”, İsrail’in ABD açısından ne ölçüde önemli olduğu sorusunun ötesine geçmektedir. Tartışma giderek, hangi politikanın Amerikan çıkarına hizmet ettiği sorusuna dönüşmektedir. Bu da İsrail ile ABD’nin ulusal çıkar adına ne yapması gerektiği arasındaki otomatik bağın zayıfladığını göstermektedir. Dolayısıyla dönüşüm yalnızca İsrail’e verilen desteğin düzeyiyle sınırlı değildir; aynı zamanda İsrail ile Amerikan çıkarı kavramı arasındaki ilişkiye de uzanmaktadır. Bu ilişki, tarihsel olarak ABD–İsrail ilişkisine önemli ölçüde siyasal meşruiyet sağlayan unsurlardan biri olmuştur.

Sonuç olarak veriler, ABD–İsrail ilişkisinin dayandığı toplumsal tabanda belirgin bir değişime işaret etmektedir. İsrail, Amerikan siyasetinde hâlâ önemli bir konuma sahip olmakla birlikte, bu konum artık parti aidiyetleri ve kuşaklar açısından daha fazla bölünmüş durumdadır ve ABD’nin İsrail’e yönelik taahhüdünün niteliği konusunda toplumsal bir uzlaşı üretme kapasitesi zayıflamaktadır. Bu dönüşüm siyasal açıdan önemlidir: ilişki devam etmektedir, ancak Amerikan toplumu içinde bu ilişkinin kabul görme koşulları değişmektedir.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu