İsrail’in Soykırım Araçları: Nakit Krizi

7 Ekim 2023’te İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik yürüttüğü savaşın başlamasıyla, işgalci İsrail, Filistinlilere karşı tüm soykırım araçlarını seferber etmiştir. Bu kapsamda nakit likidite de hedef alınmış; savaşın ilk günlerinden itibaren Gazze’ye kâğıt ve madeni para girişleri engellenmiş, bankacılık işlemleri ciddi biçimde kısıtlanmıştır.

Gazze’deki Filistin bankaları, savaşın ilk haftasında faaliyetlerini durdurarak yalnızca elektronik kanallar üzerinden sınırlı işlemler yürütmeye başlamıştır. Bu işlemler de ağırlıklı olarak teknik sorunların giderilmesi ve kamu çalışanlarının maaşlarının dijital cüzdanlar veya banka hesapları aracılığıyla ödenmesiyle sınırlı kalmıştır. Bankaların nakit sağlayamaması nedeniyle likidite krizi derinleşmiş, dolaşımdaki nakit para neredeyse tamamen ortadan kalkmıştır.

Nakit Likidite Krizinin Nedenleri

Gazze Şeridi’nde yaşanan nakit likidite krizinin başlıca sorumlusu İsrail’dir. Ancak savaşla birlikte İsrail, krizi derinleştiren ek faktörler de yaratmıştır. Bu nedenler şu şekilde özetlenebilir:

  • Finansal girişlerin yasaklanması: Ekim 2023’te savaşın başlamasından bu yana Gazze’ye hiçbir nakit para veya banknot girişine izin verilmemesi.
  • Bankacılık altyapısının hedef alınması: Bankaların, şubelerin ve içlerindeki kasalar ile nakit varlıkların büyük ölçüde tahrip edilmesi.
  • Mevduatların yağmalanması: Kara operasyonları sırasında bazı Filistin bankalarındaki büyük miktarda paraya el konulması.
  • Bireysel tasarrufların kaybı: Zorla yerinden edilme nedeniyle vatandaşların evlerinde, iş yerlerinde ve dükkânlarında bulunan paraların kaybolması veya çalınması.
  • Ticaret yoluyla nakdin tüketilmesi: Tüccarların mal ve temel ihtiyaçları yalnızca nakit ödeme ile ithal etmeye zorlanması; böylece içeride kalan nakdin de çekilmesi.

Bu etkenler, Gazze’de son derece karmaşık bir ekonomik ve finansal tablo ortaya çıkarmıştır. Nakit sıkıntısı nedeniyle halk, yıpranmış ve kullanılamaz hâle gelmiş paraları dolaşıma sokmak zorunda kalmış; ancak birçok esnaf bu paraları kabul etmemeye başlamıştır. Bu durum, vatandaşları alışverişlerini dijital bankacılık uygulamaları üzerinden yapmaya yöneltmiştir.

Genel olarak bakıldığında, İsrail’in nakit likiditeyi kurutma politikası, hem halk üzerinde baskı kurmayı ve toplu cezalandırmayı hedeflemekte, hem de Gazze’deki idarî ve mali yapıyı zayıflatmayı amaçlamaktadır.

Paranın Satın Alma Gücünün Aşınması

Savaşın etkileri, sınır kapılarının kapatılması ve mal girişinin engellenmesiyle birlikte, temel tüketim mallarının fiyatlarını gerçek değerlerinin onlarca hatta yüzlerce katına çıkarmıştır. Bu durum, vatandaşların elindeki paranın satın alma gücünü ciddi biçimde düşürmüş ve birçok kişinin günlük ihtiyaçlarından vazgeçmesine yol açmıştır.

Piyasanın büyük ölçüde nakit paraya dayanması, yeni bir sömürü alanı da doğurmuştur. “Döviz tüccarları” olarak adlandırılan fırsatçı bir kesim, nakit ihtiyacı içindeki vatandaşlara para temin ederken, işlem tutarının %50’sine varan kesintiler uygulamaktadır. Bu durum, Filistin Para Otoritesi ve Gazze’deki ilgili kurumların bu tür istismarları önlemede etkisiz kaldığı yönünde ciddi eleştirilere neden olmuştur.

Artan şikâyetler üzerine Filistin Para Otoritesi, 24 Mart 2024’te Gazze’de nakit krizi olduğunu resmen kabul etmiş; vatandaşların maruz kaldığı mali istismarları takip etmeye başlamıştır. Ayrıca 1 Mayıs 2025’te yayımladığı bir açıklamayla, vatandaşları bu tür durumları resmî iletişim kanalları üzerinden bildirmeye çağırmıştır.

Gazze’deki Ulusal Ekonomi Bakanlığı ise 20 Ocak 2026’da yaptığı açıklamada, tüccarları yıpranmış banknotları kabul etmeye çağırmış ve denetimlerin artırılacağını duyurmuştur. Benzer şekilde Gazze polisi, seri numarası bulunan ve sahte olmayan tüm eski veya yıpranmış paraların dolaşıma kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Ancak İsrail’in devam eden saldırıları nedeniyle güvenlik birimlerinin sahadaki varlığının zayıflaması, bu kararların etkin biçimde uygulanmasını engellemiştir.

Soykırım Kurbanı Bankacılık Sektörü

Ateşkesin yürürlüğe girmesinin ardından, Filistin Para Otoritesi 19 Ekim 2025 itibarıyla dört bankanın sınırlı şekilde yeniden faaliyete başladığını duyurmuştur. Ancak bu faaliyetler yalnızca hesap açma ve teknik sorunların çözümüyle sınırlı kalmıştır. İki yıl süren savaş boyunca Gazze’deki bankacılık altyapısı büyük ölçüde tahrip edilmiş; savaş öncesinde faaliyet gösteren 15 banka, 56 şube ve yaklaşık 97 ATM’nin çoğu yok edilmiştir.

Ekonomist Ahmed Ebu Kamer[1], bankaların yeniden açılmasını “sembolik bir dönüş” olarak nitelendirmiş ve bunun temel sorunu, yani nakit eksikliğini çözmediğini vurgulamıştır. Ona göre, para arzını sağlamakla yükümlü olan Filistin Para Otoritesi, Gazze’ye nakit girişini sağlayamamakta; ayrıca bankalar, yeni banknot bulunmaması nedeniyle yıpranmış paraları değiştirmeyi de reddetmektedir.

Ebu Kamer, Gazze’deki bankacılık sektörünün kapsamlı bir yeniden yapılanmaya ihtiyaç duyduğunu belirtmiş; özellikle elektronik ödeme sistemlerinin geliştirilmesi ve daha esnek hâle getirilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Ayrıca dijital bankacılık uygulamalarında uygulanan para çekme ve transfer limitlerinin kaldırılmasının, halkın acil ihtiyaçlarını karşılayabilmesi açısından kritik olduğunu ifade etmiştir.

Para Tamir Mesleği

Savaş koşulları, bankaların kapanması ve vatandaşların elinde yıpranmış paraların birikmesi, “para tamiri” olarak adlandırılan yeni bir mesleğin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Vatandaşlar, ellerindeki yıpranmış banknotları yeniden dolaşıma sokabilmek için bu işi yapan kişilere başvurmak zorunda kalmaktadır.

Gazze’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı pazarında bu işi yapanlardan Usame Madi[2] şöyle diyor: “Yaptığım işte aslında hiçbir tecrübem yok; bu meslek bizim için yeni ortaya çıktı. Ama çocuklarımın geçimini sağlamak için elimden geleni yapıyorum. Yıpranmış paraları özel maddelerle temizliyorum, üzerlerindeki delikleri bantla kapatıyorum ki daha iyi görünsün ve insanlar ile esnaf arasında kullanılabilsin.”

Madi sözlerini şöyle sürdürüyor: “Ancak savaşın iki yılı aşkın süredir devam etmesiyle birlikte birçok banknot artık tamir edilemeyecek kadar hasar gördü; özellikle 20 ve 50 şekel banknotlar. Bu da vatandaşların paralarının değerini tamamen kaybetmesi anlamına geliyor. Üstelik bankalar da nakit yokluğu nedeniyle bu paraları değiştirmeyi reddediyor.”

Krizin Kısa ve Orta Vadeli Etkileri

Nakit likidite krizinin derinleşmesi ve yıpranmış paraların yaygınlaşması, Gazze’deki tüm hayati sektörleri olumsuz etkilemiştir. Toplumda hâlâ “nakit” kullanımı baskın olduğundan, elektronik ödeme yöntemleri yeterince yaygınlaşamamıştır. Bu durum, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda psikolojik ve sosyal sonuçlar da doğurmuştur. Vatandaşlar, günlük hayatlarında—pazara gitmeden, işe, üniversiteye ya da hastaneye gitmeden önce—yanlarında geçerli nakit bulunup bulunmadığını önceden planlamak zorunda kalmaktadır.

Gazze’den yaşlı bir kadın olan Hatice Arafat[3], yaşadığı durumu şu sözlerle ifade etmektedir: “İki yıldır maruz kaldığım en zor psikolojik baskılardan biri bu para krizi. Her gün ailem için yiyecek almak zorundayım ama çoğu satıcı yıpranmış parayı kabul etmiyor. Bu yüzden sık sık tartışmalar yaşıyorum.”

Benzer şekilde, Bureyc Kampı’ndan İzzeddin el-Katşan[4] da nakit yokluğu nedeniyle sosyal hayatının ciddi biçimde etkilendiğini belirtmektedir: “Aylardır akrabalarımı ziyaret edemiyorum. Ulaşım masrafları katlandı ve şoförler önceden ödeme istiyor, üstelik paranın düzgün olması şartıyla.”

Dolandırıcılık

Krizi aşmak için bazı vatandaşlar elektronik ödeme yöntemlerine yönelmek zorunda kalmıştır. Ancak bu sistemlerin yeni olması, birçok kişi için kullanım zorlukları yaratmakta; ayrıca birçok esnaf hâlâ nakit ödemeyi tercih etmektedir. Bunun yanında, elektronik ödeme sistemleri de altyapı sorunlarıyla karşı karşıyadır. İnternet ve iletişim altyapısının büyük ölçüde tahrip edilmesi, bu yöntemlerin kullanımını ciddi biçimde zorlaştırmaktadır.

Ayrıca finansal okuryazarlığın yetersizliği, vatandaşların bu sistemlere karşı temkinli yaklaşmasına neden olmaktadır. Birçok kişi, sahte bağlantılar üzerinden gerçekleştirilen dolandırıcılık ve dijital hesapların hacklenmesi gibi olayların mağduru olmuştur. Bu tür dolandırıcılıklar, genellikle sahte yardım vaatleriyle kişisel bilgilerin ele geçirilmesi yoluyla gerçekleşmektedir.

Öte yandan, Filistin Para Otoritesi ve bankalar tarafından uygulanan işlem limitleri de elektronik ödemeye geçişi zorlaştırmaktadır. Örneğin bazı dijital cüzdanlar, aylık 150 işlem sınırıyla kısıtlanmakta; bu da mevcut kriz koşullarında günlük ihtiyaçları karşılamak için yetersiz kalmaktadır. Bu sınırlamalara ilişkin resmî bir gerekçe ise sunulmamıştır.

Ekonomist Ahmed Ebu Kamer’e[5] göre, bu kısıtlamaların arkasında İsrail’in dolaylı baskısı bulunmaktadır. İsrail, güvenlik gerekçeleri ve “kara para aklama” ile “terörün finansmanı” iddialarını öne sürerek, Gazze’ye dış kaynaklı para girişini sınırlamayı hedeflemekte; böylece sektördeki mali krizin sürmesini ve derinleşmesini stratejik bir araç olarak kullanmaktadır.

Krizin Uzun Vadeli Etkileri

Krizin en tehlikeli uzun vadeli sonuçlarından biri, vatandaşların mali birikimlerinin tükenmesidir. Zira birçok kişi, geçmiş dönemde nakit elde edebilmek için döviz tüccarlarına paralarının yarısına kadar varan oranlarda kesinti vermek zorunda kalmıştır. Kalan paranın satın alma gücü ise aşırı fiyat artışları nedeniyle ciddi biçimde erimiştir.

Savaş öncesinde bir ailenin bir aylık ihtiyacını karşılayabilen bir meblağ, artık yalnızca birkaç gün yetmektedir. Ayrıca banka mevduatı bulunan kişiler de günlük ihtiyaçlarını karşılayabilmek için birikimlerinden daha fazla çekmek zorunda kalmış; savaşın sonunda ise çoğu vatandaş tasarruflarını tamamen tüketmiştir.

Öte yandan, elektronik ödemeye yönelimin de uzun vadede önemli riskler barındırdığı görülmektedir. İsrail’in bankacılık sistemi üzerindeki kontrol kapasitesi, vatandaşların finansal verilerinin açığa çıkması anlamına gelmektedir. Bu durum, hesaplara el konulması ya da dondurulması riskini beraberinde getirmektedir. Nitekim İsrail’in, Filistin yönetimine ilettiği listeler aracılığıyla bazı hesapların dondurulmasını talep ettiği; özellikle yüksek tutarlı para transferi alan kişilerin hedef alındığı bilinmektedir. Son dönemde Gazze’de bazı vatandaşların hesaplarının Filistin Bankası tarafından bu tür baskılar sonucu dondurulması, bu riskin somut bir göstergesi olarak öne çıkmaktadır.

Sonuç

Nakit likidite sorunu ve yıpranmış paraların yaygınlaşması, Gazze’de hayatın tüm alanlarını etkileyen savaşın yıkıcı sonuçlarından bağımsız değerlendirilemez. Bu kriz, İsrail üzerinde gerçek ve etkili uluslararası baskılar oluşturulmadıkça; özellikle nakit girişine izin verilmesi ve Filistin bankacılık sistemine müdahalenin sona erdirilmesi sağlanmadıkça çözümsüz kalmaya devam edecektir.

Bu bağlamda, Filistin Para Otoritesi’nin bankacılık sistemini geliştirmeye yönelik daha kapsamlı adımlar atması gerekmektedir. Özellikle dijital dönüşüm sürecinin hızlandırılması, elektronik ödeme sistemlerinin geliştirilmesi ve vatandaşlar ile işletmelere yönelik bilinçlendirme ve eğitim kampanyalarının yaygınlaştırılması önem taşımaktadır.

Bununla birlikte en kritik unsur, mevduat sahiplerinin varlıklarını koruyacak hukuki ve teknik güvencelerin oluşturulmasıdır. Bu tür güvenceler sağlanmadıkça, vatandaşların finansal sistemlere duyduğu güven zayıflamaya devam edecek ve kriz uzun vadede daha derin sonuçlar doğuracaktır.


Kişisel Görüşmeler:

[1] Araştırmacı tarafından gerçekleştirilen görüşme, 27 Aralık 2025.

[2] Araştırmacı tarafından gerçekleştirilen görüşme, 27 Aralık 2025.

[3] Araştırmacı tarafından gerçekleştirilen görüşme, 28 Aralık 2025.

[4] Araştırmacı tarafından gerçekleştirilen görüşme, 28 Aralık 2025.

[5] Araştırmacı tarafından gerçekleştirilen görüşme, 8 Mart 2026.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu