Gazze Yönetim Komitesi: Yeni Bir Siyasi Model mi?

16 Ocak 2026 tarihinde, Filistin Ulusal Gazze Yönetim Komitesi, Mısır’ın başkenti Kahire’den resmî olarak çalışmalarına başladı. Bu adım, komitenin Gazze Şeridi’ne geçerek Filistin halkı için acil bir yardım planını hayata geçirmesinin ön hazırlığı niteliğini taşıyordu. Söz konusu gelişme, ABD’nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un, Gazze’de savaşı durdurmaya yönelik anlaşmanın ikinci aşamasının başlatıldığını duyurmasıyla eş zamanlı gerçekleşti.

Ancak bu açıklama, komite üyelerinin doğrudan Gazze Şeridi’ne girişine izin vermeyi reddeden “İsrail” tutumuyla karşı karşıya kaldı. Bu durum, ateşkes anlaşmasının birinci aşamasında İsrail’in sürdürdüğü ihlaller ve ikinci aşamaya geçişin temel unsurlarından biri sayılan Refah Sınır Kapısı’nın açılmasındaki oyalama politikası ile birlikte değerlendirilmelidir. Bu engellemeler, ABD’nin Gazze’de kurulması öngörülen “Barış Konseyi” ve onun yürütme organının üyelik yapısını açıklamış olmasına rağmen devam etmektedir.

İstanbul merkezli Vizyon Siyasi Kalkınma Merkezi, bu çerçevede bir dizi siyaset uzmanının görüşlerini derleyerek; Filistin Ulusal Gazze Yönetim Komitesi’nin karşı karşıya kalabileceği zorlukları, İsrail kaynaklı engeller ışığında komitenin geleceğini ve bu sürecin, Filistin meselesine dair Amerikan-İsrail perspektifiyle uyumlu yeni bir siyasi modele dönüşme ihtimalini analiz etmeyi amaçlamaktadır.

Uzman görüşleri, aşağıdaki başlıklar ve sorular etrafında ele alınmıştır:

  • Filistin Ulusal Gazze Yönetim Komitesi’nin başarısı için gerekli temel unsurlar nelerdir? Karşılaştığı engeller ve zorluklar neler olabilir?
  • ABD’nin bu komiteye verdiği siyasi destek hangi çerçevede anlaşılmalıdır?
  • İsrail’in, önümüzdeki aşamada bu komitenin başarısına yönelik gerçek bir isteği var mıdır?
  • Ulusal bir referansın—ister fonksiyonel ister kurumsal düzeyde—bulunmadığı bir ortamda, Filistinliler bu komiteyle nasıl bir ilişki kuracaktır?
  • Filistinlilerin yer almadığı Barış Konseyi ve yürütme organının varlığı, Filistin ulusal projesi ve siyasi gelecek açısından ne tür riskler barındırmaktadır?
  • Bu komite, gelecekte Filistinliler adına alternatif bir siyasi temsil odağına dönüşebilir mi?

Uzmanların görüşleri şu şekilde özetlenebilir:

  • İdari komitenin, sahada gerçek ve kapsayıcı bir Filistin desteğine ve sahiplenmeye ihtiyacı vardır. Bu destek; siyasi fraksiyonları, Filistin Yönetimi’ni ve sivil toplum kurumlarını kapsamalıdır.
  • Komitenin başarısı, özellikle Hamas’ın iş birliğiyle, Gazze’deki tüm idari, siyasi ve güvenlik görevlerinin komiteye devredilmesi gibi somut bir saha desteğine bağlıdır.
  • Başarının temel koşullarından biri, komitenin yetki alanının açık ve net biçimde tanımlanmasıdır: hizmet, insani yardım ve temel altyapının yeniden işler hâle getirilmesiyle sınırlı kalmalı; açık uçlu bir siyasi role sürüklenmemelidir.
  • Komitenin Gazze’ye fiilen girebilmesi, sahada görece hareket serbestliğine sahip olması, istikrarlı bir finansman, şeffaf harcama mekanizmaları ve Mısır, Birleşmiş Milletler ve uluslararası yardım kuruluşlarıyla etkin bir koordinasyon sağlaması başarı için elzemdir.
  • Komite, son derece yıpranmış bir insani ortamda, yüksek halk beklentileri gibi ciddi bir baskıyla karşı karşıyadır; burada performans, vaatlerle değil hızlı ve somut sonuçlarla ölçülecektir.
  • Komiteye yönelik ABD’nin siyasi desteği, Filistinlilere duyulan bir ilgiden ziyade, Trump planının ve buna bağlı yatırım projelerinin Gazze’de hayata geçirilmesi arzusundan kaynaklanmaktadır.
  • Bu Amerikan desteğinin amacı, insani ve güvenlik durumu kontrol altında tutacak, aynı zamanda ABD’nin vizyonuyla uyumlu olmayan güçlerin yeniden yükselmesini engelleyecek bir geçiş yönetimi modeli oluşturmaktır.
  • Komitenin önündeki en temel engel, sahadaki İsrail uygulamaları ve İsrail’in ateşkes anlaşması hükümlerine uymamasıdır.
  • İsrail, Gazze’de oluşturduğu silahlı milis gruplarını, komitenin çalışmalarını aksatmak ya da Filistinli bir modeli başarısız kılarak işgal ile bağlantılı alternatif yapılar üretmek için kullanabilir.
  • İşgal yönetiminin komitenin başarısına yönelik isteği şartlı ve sınırlıdır: Güvenlik planlarına hizmet ettiği sürece insani-hizmet alanında başarıyı tolere edebilir; ancak komiteye siyasi ya da egemenlik ufku tanımaya yanaşmaz.
  • Gazze’deki idari komite modelinin Batı Şeria’ya da yayılması, 1967 sınırlarında bir Filistin devleti hayalinin fiilen ortadan kaldırılması anlamına gelebileceğinden, bu konuda ciddi çekinceler bulunmaktadır.
  • Herhangi bir yapının siyasi meşruiyeti, dış aktörler tarafından değil, Filistin’in ulusal birikimi ve mücadelesi tarafından verilir; Filistinliler, ABD politikalarına bağımlı bir modeli kabul etmeyecektir.
  • Bu kaygılar, komiteye duyulan güveni ve desteği tamamen ortadan kaldırmamalıdır; öncelik, Filistinlilerin acılarının hafifletilmesi ve yeni bir savaş ihtimalinin bertaraf edilmesi olmalıdır.
  • Filistinlilerin komiteyle ilişkisi büyük olasılıkla koşullu ve pragmatik olacaktır: Günlük yaşam koşullarını iyileştirdiği sürece geçici bir kabul, dışarıdan dayatıldığı ya da ulusal bağlamın dışına çıktığı hissi oluştuğunda ise siyasi ve toplumsal tepki gündeme gelecektir.
  • Barış Konseyi ve yürütme organlarında Filistinli temsilin bulunmaması, ulusal temsil fikrinin aşındırılması ve Gazze’nin tepeden inme bir uluslararası yönetime açılması gibi derin siyasi riskler taşımaktadır.
  • İsrail’in komiteye Filistinli bir referans tanımayı reddetmesi, Filistin Yönetimi’nin, direniş fraksiyonlarının ve komite başkanının onayıyla, resmî yapılar dışında bir “gölge referans” mekanizması oluşturulmasını gerekli kılabilir.
  • Filistin Yönetimi’nin, yetki ve sorumlulukların kendisine uluslararası toplum tarafından hazır şekilde sunulmasını bekler gibi davranması gerçekçi değildir. Bu yetkiler ancak İsrail’in tahakküm ve yayılmacı politikalarına karşı mücadeleyle kazanılabilir; bu mücadelenin yönü Hamas ve direniş fraksiyonlarına değil, doğrudan işgalin kendisine çevrilmelidir.

Bu makalede görüşlerine yer verilen uzmanlar:

Dr. Mukhaymar Abu Sa‘da – Gazze’de El-Ezher Üniversitesi Siyaset Bilimi profesörü

Wisam Afifa – Gazze, Yazar ve siyaset analisti

Dr. Mamun Abu Amer – Filistinli akademisyen ve siyaset analisti

Akram Attallah – Filistinli yazar ve siyaset analisti

Nihad Abu Ghosh – İsrail politikaları konusunda uzman yazar ve analist

Firas Yaghi – Kudüs, İsrail politikaları analisti

Ahmed Rafiq Awad – Kudüs Üniversitesi Stratejik Çalışmalar Merkezi başkanı


Uzman görüşlerinin tamamına (Arapça) ulaşmak için tıklayınız.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu