2026 Seçimleri: Muhalefetin Netanyahu’yu Düşürme Girişimleri Başarılı Olacak mı?

Bu rapor, Ekim 2026’da yapılması planlanan 26. Knesset seçimlerine ilişkin İsrail’de yayımlanan başlıca görüş yazıları ve analizleri ele almaktadır. Çalışma, Nisan ayı sonu ile Mayıs 2026 ortası arasında 27 farklı İsrail kaynağında yayımlanan toplam 446 görüş ve analiz yazısının incelenmesine dayanmaktadır.

Rapor, İsrail’de seçim sürecine ilişkin siyasi söylemin altı temel başlık etrafında şekillendiğini ortaya koymaktadır. Bunlardan ilki, Naftali Bennett ile Yair Lapid arasında kurulması beklenen siyasi ittifak ve Gadi Eisenkot’un muhalefet içindeki rolüne ilişkindir. Bu çerçevede, muhalefetin Netanyahu karşısında ortak bir blok oluşturup oluşturamayacağı ve liderlik denkleminin nasıl şekilleneceği tartışılmaktadır.

İkinci olarak, 7 Ekim olaylarının seçim kampanyasında nasıl bir siyasi araç olarak kullanıldığı ele alınmaktadır. İsrail kamuoyunda bu olayın güvenlik, sorumluluk ve liderlik tartışmaları üzerinden seçim propagandasının önemli unsurlarından biri hâline geldiği görülmektedir.

Raporun üçüncü ekseni, koalisyon hesapları ve İsrail’de hükümet kurmak için gerekli olan 61 sandalye denklemi üzerinedir. Burada partiler arası ittifak ihtimalleri, sağ ve merkez blokların sandalye hesapları ve seçim sonrası hükümet kurma senaryoları değerlendirilmektedir.

Dördüncü başlık, Haredilerin askerlik meselesi ve bunun seçimlere etkisidir. Ultra-Ortodoks Yahudilerin zorunlu askerlik hizmeti konusundaki kriz, yalnızca toplumsal bir tartışma değil, aynı zamanda koalisyon dengelerini ve seçmen davranışlarını etkileyen önemli bir siyasi mesele olarak öne çıkmaktadır.

Beşinci olarak rapor, “Mavi-Beyaz” partisinin çözülme süreci ve Benny Gantz’ın siyasi geleceğini incelemektedir. Bu bağlamda, partinin yaşadığı zayıflama ve Gantz’ın İsrail siyasetindeki konumunun gelecekte nasıl şekilleneceği tartışılmaktadır.

Son olarak, Avigdor Lieberman ve partisi İsrail Evimiz’in seçim sürecindeki konumlanışı ele alınmaktadır. Lieberman’ın özellikle sağ seçmen tabanındaki etkisi ve muhalefet içindeki olası rolü, seçim denkleminde dikkat çeken unsurlar arasında yer almaktadır.

Bu raporun hazırlanmasında gelişmiş yazılım araçları ile bilimsel güvenilirliğe sahip onaylı yapay zekâ modellerinden yararlanılmıştır.

Özet Bulgular

  1. Bennett ile Lapid’in yeniden birleşmesi, muhalefet kampı içindeki güç dağılımını yeniden şekillendirmiş, ancak muhalefetin toplam oy tabanını genişletmemiştir. Walla, Globes ve Kanal 12 anketlerine göre bu ittifak, partilerin ayrı ayrı seçime girmesine kıyasla sandalye kaybına yol açarken, sızan oyların bir kısmından Eisenkot fayda sağlamıştır.
  2. Muhalefet açısından seçim yarışı, Likud’dan hayal kırıklığına uğramış seçmenlerin yaklaşık %42’sini kazanma mücadelesi etrafında şekillenen üçlü bir rekabete dönüşmektedir. Bennett kendisini “gerçek Likudcu” söylemiyle öne çıkarırken, Eisenkot güvenlik ve ekonomi alanlarında tanınmış isimleri kadrosuna dahil ederek destek aramakta, Lieberman ise kendisini “eski Likud”un temsilcisi olarak konumlandırmaktadır.
  3. Arap partilerinin dışlanması, muhalefet söyleminde önemli bir çelişki yaratmaktadır. Kamuoyuna yönelik söylemde yalnızca “Siyonist bir hükümet” vurgusu yapılırken, iç kulislerden sızan değerlendirmeler, 61 sandalye çoğunluğuna ulaşmanın fiilen Arap partileriyle ittifak kurmayı ya da onların oy desteğini kazanmayı gerektirdiğini göstermektedir.
  4. 7 Ekim olayları, rakip siyasi akımlar tarafından seçim kampanyasında bir araç olarak kullanılmaktadır. İktidar koalisyonu, sorumluluğu Bennett’in önceki hükümet politikalarına yüklerken; muhalefet ise Netanyahu hükümetini olayların uygulanma sürecindeki başarısızlık ve görevini yerine getirmemekle suçlamaktadır.
  5. Eisenkot kritik ve hassas bir eşikte bulunmaktadır. Ya Bennett’e katılarak muhalefet kampının birliğini sağlayacak ancak liderlik iddiasından vazgeçecek, ya da bağımsız kalıp oyların bölünmesi riskini göze alacaktır. Vereceği kararın, muhalefetin genel kaderini belirlemesi muhtemel görünmektedir.
  6. Yedioth Ahronoth’tan Nevo Cohen ile Walla’daki analizlere göre, “Mavi-Beyaz” partisinin çöküşü; yalnızca askerî geçmişin kalıcı ve sürdürülebilir bir siyasi taban oluşturmaya yettiği varsayımına dayanan güvenlik-merkezli, kurumsal parti modelinin sonunu temsil etmektedir.

Öne Çıkan Görüşler:

Bennett–Lapid İttifakının Kurulması ve Muhalefetin Yeniden Şekillendirilmesi

Yazarlar, Bennett ile Lapid arasındaki birleşme konusunda ikiye ayrılmaktadır. Bir kesim bunu muhalefet kampını birleştirmeye yönelik kritik bir adım olarak değerlendirirken, diğer kesim ise bu birleşmeyi esas olarak her iki tarafın zayıflığından kaynaklanan bir siyasi manevra olarak görmektedir. Ayrıca Eisenkot’un dışarıda bırakılması ve Arap partileri meselesi de tartışmaların merkezindeki diğer başlıklar olarak öne çıkmaktadır.

N12’nin haberine göre Bennett, ortak açıklamada bu birleşmenin kendisi ve Lapid’in yaptığı “en Siyonist ve en millî adım” olduğunu ifade etmiş; kurulacak hükümetin Siyonist olmayan partilere dayanmayacağını ve göreve geldiği ilk gün 7 Ekim olaylarıyla ilgili resmî bir soruşturma komisyonu kuracağını belirtmiştir. Calcalist’in aktardığına göre Bennett, kendisini “liberal sağcı” olarak tanımlamış ve Likud’dan hayal kırıklığına uğramış seçmenleri kendi safına katılmaya çağırmıştır. Aynı haberde Lapid ise kendisini “İsrail merkezini temsil eden isim” olarak nitelendirmiştir.

N12’ye göre Lapid, Eisenkot’un ittifaka katılması durumunda listede üçüncü sıraya gerilemeye hazır olduğunu açıklamış ve kişisel konumunun, muhalefetin birleşmesinden daha önemli olmadığını vurgulamıştır. Aynı habere göre Lapid’e yakın isimler, bu kararı anketlerdeki ciddi gerilemenin ardından “zararı önleme” hamlesi olarak yorumlamaktadır.

Yedioth Ahronoth yazarı Moran Azulay, Bennett ile Lapid arasındaki birleşmenin perde arkasını aktarırken, Lapid’in kendi talebiyle Bennett’le gizli görüşmeler yürüttüğünü ve süreç boyunca medyaya hiçbir bilgi sızdırılmadığını belirtmektedir. Azulay’a göre, kendisini Netanyahu’yu sağdan yenmeyi hedefleyen sağcı bir lider olarak konumlandıran Bennett, anketlerde yükselen Eisenkot’un muhalefet liderliğini elinden alabileceğini fark ettikten sonra Lapid’le ittifak kurma yönünde sürpriz bir karar almıştır. Aynı şekilde Lapid de Eisenkot’un yükselişi ve Bennett’in kamp lideri konumunun, beklemeye devam etmesi hâlinde kendisini seçim barajının altına itebileceğini anlamıştır.

Yedioth Ahronoth’tan Yuval Karni’nin aktardığına göre Eisenkot, partisinin aktivistlerine kapalı bir toplantıda yaptığı konuşmada, dört ay boyunca Bennett ve Lapid’le birlikte üçlü bir ittifak kurmak için çalıştığını ve bunun seçimler için “en ideal formül” olduğunu düşündüğünü söylemiştir. Ancak N12’nin haberine göre Eisenkot, Bennett–Lapid birleşmesinden yalnızca açıklamadan üç dakika önce haberdar edilmiş ve bu duruma tepki göstererek, “Bir telefon aldım ve bana ‘uyarıyı kabul et, birleşmeye karar verdik’ dendi. Kendilerine başarı diledim. Ortaklıklar böyle kurulmaz” ifadelerini kullanmıştır.

Walla’nın haberine göre Eisenkot’un partisinden kaynaklar, “şu an ittifaka katılmanın doğru zaman olmadığını” savunmakta ve Bennett–Lapid ikilisinin birleşmesinin sağ seçmenden tek bir oy bile getirmeyeceğini öne sürmektedir. Aynı kaynaklara göre üçlü bir ittifak sağdan oy çekebilirdi; ancak Bennett, Netanyahu’yu yenmek yerine kampın en büyük lideri olmayı tercih etmiştir.

Yuval Karni’nin aktardığına göre, Bennett ile Lapid’in birleşme kararını açıklamasının hemen ardından Eisenkot ile Lieberman arasında ilk temaslar başlamıştır. Eisenkot’a yakın bir kaynak, “Bu birleşme, Eisenkot’un önünde daha önce bulunmayan yeni seçenekler açtı” değerlendirmesinde bulunurken, Lieberman’a yakın bir kaynak ise “Bu süreç en az iki sandalye kazandıracağından emin olunmadan acele edilmeyecek” ifadelerini kullanmıştır.

N12’nin 7 Mayıs tarihli haberine göre iki siyasetçi arasında fiilî bir görüşme de gerçekleşmiş ve görüşmenin ardından yayımlanan ortak açıklamada “diyaloğun derinleştirilmesi ve ekiplerin iş birliğini güçlendirmek üzere yönlendirilmesi” kararı duyurulmuştur.

Walla’nın haberine göre, Yesh Atid’in eski saha direktörü Gadi Meiri, Bennett–Lapid birleşmesini “vizyondan değil korkudan doğan bir kurtarma birliği” olarak nitelendirmiştir. Meiri’ye göre Bennett, Eisenkot’un anketlerde yükselmesinden; Lapid ise partisinin çöküşünden endişe duymuş, bu nedenle gizli görüşmeler yürütüp birleşme kararını kamuoyuna açıklamadan yalnızca dakikalar önce Eisenkot’a bildirmiştir.

Meiri, bu adımın asıl amacının Bennett’in tüm muhalefet kampının lideri olarak dayatılması olduğunu savunmakta ve Eisenkot’u “başbakanlık için en uygun aday” olarak tanımlamaktadır. Aynı haberde, Lapid’e tarihsel olarak yakın isimlerden Dafna Shpigelman da Eisenkot’un Bennett’in liderliği altında ittifaka katılması hâlinde desteğini çekeceği uyarısında bulunmuştur.

Walla’da yayımlanan uzun bir analizde ise Bennett–Lapid birleşmesi “hem çok zayıf hem de çok erken” bir adım olarak değerlendirilmektedir. Yazara göre Bennett, bağımsız bir aday olarak sağ seçmenden oy çekme kapasitesine sahipti; ancak şimdi Lapid ve merkez-sol ile kurduğu bağın siyasi yükünü taşımak zorunda kalmaktadır. Nitekim ilk anketler de birleşik partinin, iki partinin ayrı ayrı alabileceği sandalye sayısından daha düşük bir sonuç elde ettiğini göstermektedir.

Israel Hayom yazarı Yossi Beilin ise Eisenkot ile Lieberman arasında olası bir birleşmenin “büyük bir hata” olacağını savunmaktadır. Beilin’e göre iki isim arasındaki siyasi yaklaşım temelden farklıdır: Eisenkot, siyasi anlaşmaların yanında caydırıcı bir güvenlik çerçevesinin gerekliliğine inanan liberal Siyonist bir çizgiyi temsil ederken, Lieberman ise “güçle başarılamayanın daha fazla güçle başarılabileceği” anlayışını benimsemektedir. Bu nedenle Beilin, ikili arasında kurulacak ortak platformun “en yüzeysel siyasi platformlardan biri” olacağı uyarısında bulunmaktadır.

İktidar cephesinden gelen tepkiler ise çok daha serttir. Kanal 7’nin aktardığına göre Aryeh Deri, Bennett–Lapid birleşmesini “nefret kardeşliğinin geri dönüşü” ve “aşırı sol ile Müslüman Kardeşler destekli yıkım hükümetini yeniden kurma girişimi” olarak tanımlamıştır. Aynı habere göre Likud, Mansour Abbas’ın direksiyonda olduğu, Bennett ve Lapid’in arka koltukta çocuk olarak gösterildiği yapay zekâ üretimi bir görsel paylaşmış ve altına “Şoför Mansour” notunu düşmüştür. Bezalel Smotrich de benzer bir görsel paylaşarak “Solun oylarını nasıl dağıttığına karışmıyoruz” yorumunda bulunmuştur.

Kanal 7 yazarı Hezki Baruch’un aktardığına göre, Dini Siyonizm Partisi’nden Bakan Ofir Sofer, bu birleşmeyi “sağ için mükemmel bir stratejik adım” olarak değerlendirmiş ve bunun Bennett’in aslında sol kampın bir parçası olduğunu kanıtladığını savunmuştur. Sofer ayrıca Bennett ile Lapid’in “artık sağ ve sol diye bir ayrım kalmadı” yönündeki söylemini reddederek, Gazze ile “Yahuda ve Samarya” konularındaki görüş ayrılıklarını hatırlatmıştır. Ulaştırma Bakanı Miri Regev ise birleşmeyi “Bennett’in hayatının hatası” ve “Likud’a verilmiş bir hediye” olarak nitelendirmiştir.

Haaretz gazetesi başyazısında ise muhalefetin “Siyonist hükümet” söylemini, Arap partilerini dışlamayı örtmek için kullanılan bir kavram olarak eleştirmektedir. Gazeteye göre Yair Golan liderliğindeki Demokratlar Partisi dışında muhalefet partilerinin tamamı, Arap partilerinin desteğine dayanan bir hükümete kapıyı kapatmaktadır.

Kanal 7’nin aktardığına göre Ahmad Tibi, Bennett–Lapid modelini örnek göstererek Arap partilerine birleşme çağrısında bulunmuş ve ideolojik farklarına rağmen Bennett ile Lapid birleşebiliyorsa Arap partilerin dağınık kalmasının mazereti olmadığını alaycı bir dille ifade etmiştir. Mansour Abbas ise “Ortak Liste”nin yalnızca teknik bir seçim bloğu olarak yeniden kurulmasına açık olduğunu, ancak seçimlerden sonra dağılacak böyle bir formüle sıcak baktığını; buna karşılık ortak bir siyasi platform fikrine karşı olduğunu belirtmiştir.

Amiel Yerhi’nin i24NEWS’te aktardığı ses kaydı sızıntısına göre, Bennett’in partisinin önde gelen isimlerinden Noam Tibon, 61 sandalyeye ulaşmanın yolunun Netanyahu destekçilerini kendi saflarına çekmekten değil, Arap vatandaşların oy verme oranını yükselterek bu oyları “Beyahad” (Bennett–Lapid ittifakı) lehine yönlendirmekten geçtiğini söylemektedir. Tibon ayrıca partinin Arap adaylar göstermeye çalıştığını belirtmektedir. Bu yaklaşım, Bennett’in kamuoyuna yaptığı ve hükümetinin “Arap partilerine dayanmayacağı” yönündeki açıklamalarıyla açık bir çelişki oluşturmaktadır.

Maya Cohen’in Yedioth Ahronoth’ta aktardığına göre, eski Şin Bet Başkanı Yoram Cohen, Eisenkot’un saflarına katıldığını açıklamış ve bu kararı “8 numaralı seferberlik çağrısı” olarak tanımlamıştır. Cohen, “başarısız bir liderliğin devam etmesine izin vermenin sorumsuzluk olacağını” ifade etmiştir.

Srugim’de yer alan bir analize göre Cohen’in Bennett yerine Eisenkot’a katılması, Bennett için “acı bir darbe” niteliğindedir; çünkü Cohen, Bennett’in listesine güvenlik alanında meşruiyet kazandırabilecek doğal bir isim olarak görülüyordu. Walla’nın haberine göre eski Bütçe Dairesi Başkanı Shaul Meridor da 28 Nisan’da Eisenkot’un kampına katılmıştır. Calcalist yazarı Tzvi Zrahiya ise Eisenkot’un, Alfred Akirov ve Yonatan Kolber gibi önde gelen iş insanlarından yaklaşık 8 milyon şekel tutarında mali garanti topladığını aktarmaktadır.

Maariv’in haberine göre Bennett, Likud’un güçlü olduğu Aşkelon, Rishon LeZion, Kiryat Shmona ve Kudüs gibi kentlerde “Gerçek Likudcu Bennett’e oy verir” sloganıyla bir kampanya başlatmıştır. Srugim’in aktardığı bir video mesajda Bennett, “Ben Likudcu bir evden geliyorum. Likud artık eski Likud değil; milletvekilleri suçluları açıkça kucaklıyor ve siyasi nedenlerle yüz bin Haredi gencin askerlikten kaçmasına göz yumuyor. Sizleri bize katılmaya çağırıyorum” ifadelerini kullanmıştır. Aynı haberde, Kanal 12 anketlerine göre önceki seçimlerde Likud’a oy verenlerin %42’sinin partiye yeniden oy vereceğini kesin olarak söylemediği belirtilmektedir.

Walla’da yayımlanan bir köşe yazısında Eisenkot, “bu ülkenin yetiştirdiği en iyi isimlerden biri” ve başbakanlık için en uygun aday olarak tanımlanmaktadır. Ancak yazar buna rağmen Eisenkot’a Bennett’in yanında ikinci isim olarak yer almasını tavsiye etmektedir. Yazara göre İsrail, mevcut yönetim altında “bir kısmı Siyonizm karşıtı, bir kısmı beyinleri yıkanmış, bir kısmı mesihçi popülist çetelerin” yönetimi altındadır ve bu yapının yenilgiye uğratılması, kişisel hırs yerine pragmatizmi gerektirmektedir.

Öte yandan Makor Rishon’da yayımlanan bir yorumda, Bennett–Lapid birleşme açıklaması karşısında hissedilen temel duygunun “acıma” olduğu belirtilmektedir. Özellikle Lapid için kullanılan bu değerlendirmede, onun “gerçek bir siyasi duruşu olmayan, güçlü duygular uyandırmayan bir figür” olduğu savunulmakta; birleşme ise ideolojik bir yakınlıktan değil, “büyük bir bütçenin paylaşımı ve siyasi itaate dayanan yapay bir oluşum” olarak nitelendirilmektedir.

Koalisyon Hesapları ve 61 Sandalye Denklemi

Kamuoyu yoklamaları, Netanyahu karşıtı kampın Arap partilere ihtiyaç duymadan “Siyonist” bir blok olarak 61 sandalyeye ulaşıp ulaşamayacağı sorusunu gündeme taşımaktadır.

Walla’nın birleşmeden sonra 27 Nisan’da yayımladığı ilk ankete göre, Bennett–Lapid ittifakı “Beyahad” 27 sandalye kazanırken, iki partinin ayrı ayrı seçime girmesi hâlinde toplamda 31 sandalye elde edebileceği görülmektedir. Bu da birleşmenin ilk etapta dört sandalye kaybına yol açtığını göstermektedir. Globes’un değerlendirmesi de benzer bir sonuca işaret etmekte; birleşmenin muhalefet içindeki oy dağılımını değiştirdiğini, ancak muhalefet kampına yeni oy kazandırmadığını ortaya koymaktadır.

Maariv’in 8 Mayıs tarihli anketi ise Bennett, Lieberman ve Eisenkot arasında daha geniş bir ittifakın teorik olarak muhalefeti 61 sandalye sınırına taşıyabileceğini göstermektedir. Bu senaryoda “Beyahad” 26 sandalye, Eisenkot’un partisi “Yashar” 15–16 sandalye, Lieberman’ın İsrail Evimiz partisi 9–10 sandalye ve Demokratlar 8–10 sandalye civarında görünmektedir.

Buna karşılık Kanal 14’ün 7 Mayıs tarihli anketi, sağ blok lehine açık bir üstünlük göstermektedir. Srugim’in anketinde ise fark tamamen kapanmış ve Bennett–Lapid ittifakı ile Likud’un her biri 24 sandalye seviyesinde görünmüştür. Walla’nın 9 Mayıs tarihli başka bir anketi ise “Beyahad”ın iki sandalye kaybederek 26’ya gerilediğini, buna karşılık Eisenkot’un 15 sandalyeye yükseldiğini göstermektedir.

Maariv’de yayımlanan kapsamlı bir analiz, meseleyi yalnızca sandalye hesabı olarak değil, hükümet kurma sorunu olarak ele almaktadır. Analize göre kâğıt üzerinde 61 sandalye çoğunluğuna ulaşmak, pratikte siyasi istikrar anlamına gelmemektedir. Çünkü asıl soru, Bennett, Lapid, Eisenkot, Lieberman ve Yair Golan gibi ideolojik olarak birbirinden oldukça farklı isimlerin aynı hükümet çatısı altında nasıl bir araya getirileceğidir.

Walla’da yayımlanan bir başka analiz ise seçimleri “Bibi’ye evet mi, hayır mı?” ekseninde şekillenen bir mücadele olarak tanımlamakta ve asıl savaş alanının Likud seçmenlerinin yaklaşık %42’lik kararsız kesimi olduğunu vurgulamaktadır. Kanal 7 ise yayınlarında sürekli olarak, muhalefet kampının Arap partilerin desteği olmadan birleşse bile 61 sandalye çoğunluğuna ulaşamadığı çerçevesini öne çıkarmaktadır.

7 Ekim’in Seçim Kampanyasında Siyasi Bir Silah Olarak Kullanılması

7 Ekim olayları, İsrail’de seçim kampanyasının en önemli siyasi tartışma başlıklarından biri hâline gelmiş ve hem iktidar hem de muhalefet tarafından karşılıklı suçlama aracı olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Kanal 13’ün haberine göre Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, 5 Mayıs’ta 103FM radyosuna verdiği röportajda, Mansour Abbas’ın desteğiyle kurulan “değişim hükümeti”ni “7 Ekim olaylarından kıyas kabul etmeyecek kadar daha tehlikeli bir gelişme” olarak nitelendirmiştir. Smotrich’in mantığına göre, “İsrail devletini bilinçli şekilde düşmanına teslim eden kişi, hata yapıp başarısız olandan daha tehlikelidir.”

Walla’nın aktardığına göre Kültür Bakanı Miki Zohar de 10 Mayıs’ta 103FM’e verdiği röportajda, “Aşırıcı İslamcı zihin nasıl çalışır? Zayıflığı tanır. İslamcı bir partiye dayanan bir hükümet gördüklerinde zayıflığı fark ettiler” ifadelerini kullanmıştır. Aynı habere göre Zohar, olayların “bizim hükümetimiz döneminde yaşandığını” kabul etmekle birlikte, bunun “önceki hükümette planlandığını” savunmayı sürdürmüştür.

Muhalefet ise bu suçlamalara sert şekilde karşı çıkmaktadır. Yedioth Ahronoth’un haberine göre Yair Lapid, Zohar’a yanıt verirken “Netanyahu başbakandı. Likud, Smotrich ve Otzma Yehudit tüm güvenlik dosyalarını ellerinde tutuyordu. Sizin döneminizde 1200 kişi öldürüldü, yüzlercesi kaçırıldı. Tüm uyarılarımızı görmezden geldiniz ve Hamas politikasını güçlendirdiniz” demiştir.

Israel Hayom’un aktardığına göre Gadi Eisenkot, mevcut hükümetin “bir gün bile daha görevde kalmayı hak etmediğini” söylemiştir. Maariv’in haberine göre İsrail Evimiz milletvekili Oded Forer ise Miki Zohar’ı “sorumluluktan kaçışta gümüş madalya sahibi” olarak tanımlamış, “altın madalyanın ise resmî bir soruşturma komisyonu kurmayı reddeden Netanyahu’ya ait olduğunu” ifade etmiştir.

Yedioth Ahronoth yazarı Michael Milshtein, sağ kanattan gelen bu açıklamaları 7 Ekim sonrası oluşan toplumsal bilinç bağlamında değerlendirmektedir. Ona göre geçmişte yalnızca marjinal ideolojik partilerde görülen aşırı söylemler, aynı siyasi mesajların sürekli tekrarlanması sayesinde artık toplumun bir kesimi tarafından “normal” ve kabul edilebilir bir siyasi söylem standardı hâline gelmiştir.

Haredilerin Askerlik Krizi ve Seçimlere Etkileri

Bu konuda yapılan değerlendirmeler ikiye ayrılmaktadır. Bir kesim, Haredilerin Netanyahu’ya karşı yükselttiği tansiyonu hesaplanmış bir siyasi tiyatro olarak görürken, diğer kesim bunun kolay çözülemeyecek gerçek bir siyasi kriz olduğu kanaatindedir.

Srugim’de yer alan bir habere göre Haham Dov Lando, Degel HaTorah milletvekillerine Knesset’in feshedilmesi yönünde çalışmaları talimatını vermiş, dini eğitim kurumlarında okuyan öğrencilerin statüsünü zedeleyecek herhangi bir uzlaşmayı reddetmiş ve “Artık Netanyahu’ya güvenimiz kalmadı” açıklamasında bulunmuştur. Kanal 13’ün aktardığına göre Degel HaTorah da yayımladığı bildiride, “Zaman kazanmaya yönelik oyalama girişimlerinden bıktık” ifadelerini kullanarak Knesset’in derhâl feshedilmesini talep etmiştir.

Srugim’deki bazı yorumcular ise kamuoyuna “büyük bir kriz” olarak sunulan bu tabloyu aslında “zamanlaması iyi ayarlanmış bir siyasi gösteri” olarak değerlendirmektedir. Bu görüşe göre Haredi partilerin Netanyahu dışında gerçek bir alternatifi bulunmamaktadır; çünkü Bennett, Lapid ve Lieberman’ın tamamı askerlik yükümlülüğünde eşitlik ilkesini savunmaktadır. Buna karşılık Srugim yazarı Guy Ezra farklı bir yorum getirerek, Haredilerin Netanyahu’dan “boşanmasının” aslında Netanyahu için büyük bir siyasi hediye olabileceğini öne sürmektedir. Çünkü bu durum, yıllardır rakipleri tarafından kullanılan “Bibi ile Harediler aynı şeydir” suçlamasından Netanyahu’yu kurtarabilir.

Zman Israel yazarı Shalom Yerushalmi ise daha farklı bir analiz sunarak Haredi krizinin gerçek olduğunu savunmaktadır. Ona göre Haham Lando’nun verdiği ultimatom ve askerlik muafiyeti yasasının çökmesi, erken seçimlerin yolunu açabilecek ciddi bir siyasi kırılmaya işaret etmektedir. Ancak Haredi partiler de Netanyahu’dan kopmanın kendileri için daha büyük bir kayıp anlamına gelebileceğinin farkındadır; zira Bennett, Lapid ve Lieberman’ın tamamı askerlik yükümlülüğünün herkese eşit uygulanmasını savunmaktadır.

Bu çerçevede Yedioth Ahronoth yazarı Yuval Karni, Netanyahu’nun askerlik yasasını “olabildiğince sulandırmak için elinden gelen her şeyi yapacağını” belirtmektedir. Çünkü Netanyahu, çıkışı zor bir siyasi üçgenle karşı karşıyadır: Harediler tam muafiyet talep etmekte, Yüksek Mahkeme yasanın uygulanmasını istemekte, muhalefet ise bu dosyayı koalisyonun meşruiyetine saldırmak için kullanmaktadır.

“Mavi-Beyaz”ın Dağılması ve Gantz’ın Siyasi Geleceği

Benny Gantz ve partisi etrafındaki siyasi söylem neredeyse ortak bir noktada birleşmektedir: “Mavi-Beyaz” partisi artık ciddi bir çözülme sürecine girmiş ve dağılmanın eşiğine gelmiştir. N12’den Amit Segal’in aktardığına göre, Knesset üyesi Hili Tropper 3 Mayıs’ta partiden ayrılmıştır. Walla’daki bir yorumcu bu ayrılığı, “Eisenkot’un gidişinden bile daha ağır bir darbe” olarak değerlendirmekte; çünkü Tropper’ın “partinin ilk gününden beri onun ayrılmaz bir parçası” olduğu belirtilmektedir.

Kanal 13’ün haberine göre 5 Mayıs’ta bir diğer milletvekili Eitan Ginzburg de partiden ayrılmış, Gantz ise bu ayrılıklara sert tepki göstererek “Bizi sırtımızdan bıçakladılar” ifadelerini kullanmıştır.

Yedioth Ahronoth yazarı Nevo Cohen, Benny Gantz’ın yakın geçmişte başbakanlığa en yakın isimlerden biri olarak görüldüğünü ve hatta kendisine “alternatif başbakan” denildiğini hatırlatmaktadır. Gantz, son yıllarda iki kez anketlerde önemli yükseliş yaşamış olsa da bugün elinde yalnızca “yüzde puanlardan geriye kalan kırıntılar” bulunduğunu belirten Cohen, mevcut durumu onun açısından tam anlamıyla “bir trajedi” olarak tanımlamaktadır.

Lieberman ve Bağımsız Siyasi Konumlanışı

Avigdor Lieberman ise seçim sürecinde bağımsız bir çizgi izlemekte; başbakanlık hedefini korurken Netanyahu ile aynı hükümette yer almayı kesin biçimde reddetmekte ve askerlik yasası konusunda net kırmızı çizgiler ortaya koymaktadır.

Kanal 7’nin aktardığına göre Lieberman, 6 Mayıs’ta düzenlediği basın toplantısında, “Dünya tersine dönse bile Netanyahu ile aynı hükümete oturmayacağım” ifadelerini kullanmıştır. Lieberman, 7 Ekim olayları konusunda Netanyahu’nun “en büyük kişisel sorumluluğu taşıdığını” savunmuş ve güvenlik kabinesinin tutanaklarına ulaşmaya çalıştığını ancak başarılı olamadığını belirterek, “Muhtemelen bu bir tesadüf değil” demiştir.

Kanal 13’ün haberine göre Lieberman, askerlik yasası konusunda da net bir çizgi çekmiş ve “Herkes için geçerli kapsamlı bir askerlik yasasına bağlılık olmadan hiçbir hükümete girmeyiz. Ne kota planı ne de hedefler çerçevesi kabul edilebilir” açıklamasını yapmıştır.

Walla’daki bir analize göre Lieberman, kendisini özellikle “eski Likud” seçmenine hitap eden bir alternatif olarak sunmaktadır. Kampanyasında suçla mücadeleyi “varoluşsal bir tehdit” olarak tanımlamakta; anayasa yapılması ve herkes için zorunlu askerlik gibi başlıkları öne çıkararak bağımsız siyasi hattını belirginleştirmektedir.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu