Kudüs İntifadasının Genç Kızları: Öncü Roller, Özel Standartlar

home_politics_blog5
Öğretmenler Sendikası: Bölünmüşlüğün Etkisindeki Mücadele Ve Dağınık Talepler!

Kudüs İntifadasının Genç Kızları: Öncü Roller, Özel Standartlar

Şunu belirtmek gerekir ki sürecin doğasının gereği olarak şekli ve şartları farklılık arz etse de Filistinli genç kızların intifadaya etkin ve doğrudan bir şekilde katılması Kudüs intifadasının önemli sembollerinden biri haline gelmiştir. Filistin mücadele ve direnişinin sembolü ve milli elbise olan Küfiye’yi usulüne uygun olarak başlarına geçiren genç kızların bu görüntüsü Filistin halkının hafızasına kazınmıştır. 

Genç kızlar “Taşların intifadası” olarak bilinen birinci Filistin intifadasında etkin bir şekilde yer almıştır. Bu intifadada Filistinli genç kızlar taş atmış, bayrak dikmiş, gösterileri organize etmiştir. Filistin’in kızları daha çok askeri bir karakter taşıyan El-Aksa intifadasına da belli oranda katkı sağlamış, hatta feda operasyonları gerçekleştirimlerdir. Bu bağlamda Filistin kamuoyu El-Aksa intifadasında yer alan Delal El-Mağribi, Leyla Halit, Semiha Halil Ahlam Temim, Âyat El-Ahras ve Riym El-Riyaşi gibi fedai kızları hiç unutmamıştır ve unutmayacaktır.  

Bu manzara geçen ekim ayında tekrar ortaya çıkmıştır. Filistinli, genç kızlar tekrar yoğun bir şekilde intifadadaki yerlerini almışlardır. Bu olay iç ve dış basında, sosyal paylaşım ağlarında geniş bir şekilde yer almış ve büyük bir yankı uyandırmıştır. Yine genç kızlar adeta gençlerle yarışarak İsrail işgal askerlerine taş ve Molotof atmış, bunun sonucu olarak onlarcası yaralanmıştır. Bunlardan Daniya Nessar’ın yarası ağırdı.(Ebülhayr-2015)
Filistinli genç kızlar intifadanın başlamasıyla rol almaya başlamadı. Son intifada sürecini takip edenler intifadaya giden olaylar zincirinde Filistinli kızların nasıl etkin şekilde çok önemli roller oynadıklarını görecektir. Arap ve Filistinli yöneticilerin sessiz kaldıkları El-Aksa Mescidinin zamansal ve mekânsal taksim planına Filistinli genç kızlar büyük bir direniş göstererek bu planın uygulanmasının engellenmesinde büyük bir rol oynamışlardır.

Kadının-kızların Filistin toplumunun kalbinde istisnai bir yeri vardır. Filistin halkı için kadın, namus ve şeref meselesidir. Bu nedenle bunlara dokunmak Filistin halkını çok tahrik eder, onu gayrete getirir. Bu açıdan da Filistin kızlarının intifadaya katılmasının çok büyük bir önemi vardır. 

Bu süreçte Filistinli kızların rolü 2010 yılında başladı. El-Aksa’nın zamansal ve mekânsal taksim planının dillendirildiği ilk günden itibaren Filistinli kızlar El-Aksa mescidi içinde İslami ilmi halkalar oluşturarak El-Aksa’nın İslami kimliğinin korunmasında büyük bir rol oynamış, Kudüs’ün Yahudileştirilmesi projesine fiili bir karşı duruş sergilemiştir. 

Filistinli genç kızlar El-Aksa’da İslami ilmi halkalar oluşturmakla kalmamış daha sonra El-Aksa Mescidine fiili tecavüzde bulunan, zamansal ve mekânsal taksim planını yürüklüğe koymak için El-Aksa’ya baskın düzenleyen Yahudi yerleşimcilere, İsrail işgal güçlerine karşı fiili bir direniş göstermiştir. Fakat bu, barışçıl bir direniş olarak işaret parmağını havaya kaldırarak tekbir getirme şeklinde olmuştur. Buna rağmen İsrail işgal güçlerinin cevabı çok sert olmuştur. İslami ilmi halkaları yasaklamış, darp etme, sövme gibi her türlü baskıyı uygulamıştır. Bununla yetinmeyerek tutuklama, sağlık sigortalarının iptali ve başkaca hakların askıya alınması gibi cezalar verilmiştir. (Abidrabbu-2016). Latifa Abdullatif(24 yaş) (Abdullatif-2015) Ayet Ebü Nab(17 yaş) (Elcezire net-2016)gibi bazıları da eski Kudüs’ten sürgün cezasıyla cezalandırılmıştır. 

İsrail işgal rejimi 10.08.2015 tarihinde mescidi aksaya girişleri yasaklanan 60 kadar genç kızın isminin bulunduğu bir “kara liste” yayınlamıştır.(Maan-2015) bu listede Gadir, Reşa Er-recebi, İsra, Kevser Gazzavi gibi yaşı 16 dan küçük kızlar da bulunuyor. (Elhilvani-2016).

İsrail işgal güçlerinin genç kızlara karşı ihlalleri Filistin halkı içinde büyük bir tepkiye ve galeyana yol açmıştır. Bu da gençlerin bireysel olarak ve kendi inisiyatifleriyle bıçaklama eylemlerini başlatmalarına sebep olmuştur. Nitekim 03.10.2015 tarihinde Cumartesi akşam şehit Mühenned El-halebi adlı genç bu türden ilk eylemi gerçekleştirmiştir.(semra-2015). İsrail işgal güçlerinin Kudüs’e ve Filistinli kızlara karşı yaptığı ihlaller başka bir dizi eylemlerin yapılmasına yol açmıştır. Bunlardan birisi de şehit Raid Ceredat’ın(22 yaş) yaptığı eylemdir. Danya Arşid’in intikamı olarak bıçaklama eylemini gerçekleştirmiştir. Eyleminden sadece üç saat önce Danya Arşid’in resmini fesbook sayfasında paylaşan Raid Ceradat altına şu ibareyi düşmüştü: “Bu sizin kız kardeşiniz de olabilirdi.”(Murat-2015)

Bireysel inisiyatifle ve ani olarak gerçekleşen bu bıçaklama eylemleri Kudüs intifadasının bel kemiğini oluşturmuştur. Bu eylemler İsrail istihbaratını ve işgal güçlerini şok etmiştir. Çünkü hiç tahmin etmedikleri bu eylem biçimlerine karşı tamamen hazırlıksız yakalanmışlardı. Hem nasıl olmasın ki. Bu tür eylemelere karşı hazırlıklı olmak diye bir şey de zaten söz konusu olamaz. Zira bu eylemler tamamen kişisel bir inisiyatif ve ani bir şekilde gerçekleşiyor. Bunlara karşı önceden istihbarat almak mümkün olmadığı gibi bunlara karşı tedbir almak da neredeyse imasızıdır. Bu nedenle bu eylemler İsrail istihbaratını ve işgal güçlerini aciz bırakmıştır. Nitekim Biriyzit üniversitesinden Profesör Ala izzet  “bu, İsrail güvenlik örgütünün itibarını yok etmiştir” diyerek bu hakikati ifade ediyor.(el-izzet-2016)

Bu intifada bir kez daha Filistin özerk yönetiminin gerçek yüzünün ortaya çıkmasını sağlamıştır. İntifadanın keşfettiği bu çok etkili yöntem İsrail’in baskısıyla Filistin özerk yönetimini harekete geçirmiş ve direniş grupları üzerinde baskısını artırmasına yol açmıştır. Filistin özerk yönetimi, Batı Şeria’da bireysel ve toplumsal her türlü faaliyete karşı kuşatma ve tazyik tedbirlerine başvurmuştur. Filistin yönetiminin bu tedbirleri direnişçi Filistin gruplarını zayıflatmış üçüncü intifada da olduğu gibi Filistin halkının bu intifadaya gereken desteği vermesini engellemiştir. Böylece direniş programını İsrail’den önce Filistin yönetimi, zayıflatmış oldu. 

Bıçaklı savunma, çok pratik ve kolay bir eylem tarzı olarak yerini almıştır. Bu eylem tarzında düzenli bir askeri eğitime ihtiyaç yoktur. Yine bu eylem tarzında kullanılan silah bıçaktır. Dolayısıyla bu eylem tarzında ciddi alet ve edevata da gereksinim bulunmuyor. Bireysel inisiyatifle gerçekleştiği için bu eylemde organize ve teşkilat sorunu boyutu da bulunmuyor. Bu nedenle bu eylem biçimi gençlere çok cazip geliyor. Her genç iradesini kullanarak ve şartları kendisi belirleyerek bu eylemi gerçekleştirebiliyor. Böyle olunca bu eylem geniş genç kitle tarafından çok cazip bulunuyor. Bu da onların bu eylemi pratiğe geçirmelerine yol açmıştır. 

İsrail güvenlik teşkilatlarına sunulmak üzere İsrail istihbarat örgütü “Şabak” tarafından hazırlanana konuyla ilgili rapor 16.02.2016 tarihinde Yediot Ahranot gazetesinde yayınlandı.  Raporda yapılan bıçaklama eylemlerinin faillerinin % 11’inin kadın olduğu ifade edildi. Bunlar arasında Eşrekat Katnani ve Hediyl Heşlemun gibi Filistin kamuoyunda sembol kişiler olarak görülen genç kızlar bulunuyor. (Yehoshua, 2016)

Filistin Esirler ve insan hakları kuruluşunun raporuna göre Kudüs intifadasının başlamasından beri 63 kadın tutuklanmış, bunların 18’i fiilen bıçaklama eylemleri gerçekleştirmekle suçlanıyor. Bu da hem Batı Şeria’da hem de diğer işgal topraklarında kadınların ne kadar etkin bir şekilde intifadaya katıldıklarını ortaya koyuyor. 

Filistin’in genç kızları, gösterileri organize ederek, halkı gayrete getirerek, medyayı ve sosyal paylaşım ağlarını kullanarak başka yollarla da Kudüs intifadasına destek veriyor. Bu bağlamda örneğin Yahudi yerleşimcilerin El-Aksa’ya yaptığı saldırı ve tecavüzleri kameraya alarak bütün dünyayı bundan haberdar eden Liva Ebü remile, Yinad Eş-şerbani ve Semah Eddüveyk bu konuda önemli bir görev ifa etmişlerdir. Böylece Filistin’in genç kızları El-Aksa Mescidinin akıncıları olduklarını her vesileyle göstermişlerdir. (Hilvani-2016)

Ayrıca Filistinli genç hanımlar uluslararası sahada da boş durmamışlardır. Farklı yer ve zamanda konferans, sergi forum vs. yaparak dünya kamuoyunun ve karar yapıcıların Kudüs konusunda duyarlı olmasını sağlamışlardır. Bu çerçevede Türk-Arap derneğince İstanbul’da Kudüs’e ve El-Aksa’ya destek konferansı, Ürdün’de mühendisler odasının yaptığı Kudüs’e destek konferanslarını örnek verebiliriz.
Kudüs intifadası bu yönüyle Filistin kadının kültürel ve toplumsal birçok engeli aşmasına da yardımcı olmuştur. Normal şartlarda Filistin toplumu kadının erkeklerle birlikte iş ortak çalışmasını hiçbir şekilde doğal karşılamaz. Fakat iş intifadaya, direnişe gelince Filistin halkı bunu özel ve istisnai bir durum olarak görüyor. Medyanın ve sosyal paylaşım ağının Kudüs intifadasında genç Kızların rol aldığı bazı eylemlere dair görsel şeyler paylaşınca Filistin halkı bu konuda kızları takdir etmiş onlara hoşgörülü davranmıştır. 

Biyrizit üniversitesi öğretim görevlisi eski esir Rula Dahhu Filistin kadınının bu intifadada diğerlerine nazaran daha şanslı olduğunu zira önceki intifadalarda kadının rolüne ve faaliyetlerine yer verecek bir medyanın bulunmadığını söylüyor. Şimdi kadının intifadada etkin bir şekilde yer alması ve bunun halk tarafından da takdir edilmesi Filistin direnişine yeni bir halka eklemiş oldu(Ebu dahhu-2016)  

Filistin kadınının Nicelik olarak şu anki intifadaya katkısı önemlidir. Ancak bunun nitelik olarak da artması daha önemlidir.  Halkın devrimde kızlarına verdiği önem ve itibar, medyanın paylaşımlarla bu konuda doğrudan oynadığı rol, verdiği destek Filistin toplumun geleneksel engelleri aşarak niteliksel olarak da kadının daha etkin bir rol oynamasına izin verebileceğini söyleyebiliriz. 

Devrimler genelde kadının lehindedir. Tarihi tecrübeler göstermiştir ki dış düşmana karşı ortaya konulan direniş, işgale karşı mücadele beraberinde kadın için toplum içinde geleneksel engellerin ve baskıların kalkması yönünde bir çok kazanım getirmiştir. (Ebu dahhu-2016)  

Ala izzet Filistin toplumunun direniş alanı dışında hiç şekilde kadının erkekle çalışmasını kabul edemeyeceğini söylüyor. Fakat işgalin, zulmün Hedi El-heşlemun ve Aile devabşe örneklerinde olduğu gibi doğrudan kadını da hedef alması Filistin toplumun bu konuda daha anlayışlı olmasını sağlamıştır. (Elizzet-2016)

Beğendiyseniz paylaşın