İsraillilerin Gözünden Erdoğan

İsrail’deki çeşitli kesimler, 24.06.2018 tarihinde Türkiye’de gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerini takip etmiş, İsrailli siyasetçi ve gazeteciler Türk siyasal sahnesiyle ilgili beklentilerini dile getirmekten kaçınmamıştır. Bu rapor, İsraillilerin seçim sonuçlarına dair en fazla öne çıkan analizlerini incelemekte, söz konusu analizlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Yeni Türkiye’ye karşı saldırgan bir dil kullanılmasını ve gelecek süreçte “İsrail” ile Türkiye arasında vuku bulması öngörülen ve tercih edilen ilişkilerin doğasına dair değerlendirmeler yapılmış olmasını irdelemektedir.

Resmi siyasetçiler diplomatik bir dille konuşsalar da gazetecilerin yaptıkları analiz ve değerlendirmeler, siyasi kulislerde yaşananların gerçek yüzünü ortaya koymaktadır. Bu nedenle bu raporda, “İsrail”in Türkiye’deki seçim sonuçları karşısında yaşadığı şok ve buna bağlı olarak Yeni Türkiye’ye gerçekleştirilen açık saldırı ve Türkiye’nin seçilmiş cumhurbaşkanına yönelik kullanılan aşikar provokatif söylemler ele alınacaktır.

 

Hayal Kırıklığı ve Erdoğan’a Karşı Provokasyon

Türkiye’deki seçimlerin sonuçları, İsrail’de Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Türk siyasal sahnesinde güç kaybetmesi yönünde var olan beklentileri boşa çıkardı. Bu durum, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a itici bir kuvvet vermemesi amacıyla, İsrail Dışişleri Bakanlığı’nın tavsiyesi üzerine “Ermeni Soykırımı”nı tanıma hususundaki oylamanın seçimlerden sonrasında ertelenmesinde açık bir biçimde görülmekteydi (Yedioth Ahronoth, 2018).

 Aynı şekilde “İsrail” bu dönemde, Gazze Şeridi ve burada gelen geri dönüş gösterilerine karşı mevcut durumu kötüleştirmemeye gayret etti. Bundaki amacı ise Türkiye’yle aralarındaki gerilimi daha arttırmamak ve böylece Erdoğan’a seçim kampanyasında faydası dokunacak bir durum oluşturmamaktı (Bey, 2018).

Ancak Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı seçimlerinin birinci turunda zafer kazanmasının ardından yeni bir aşamaya girildi. Bar-İlan Üniversitesi Begin-Sadat Merkezi’nden Türkiye Uzmanı Afrat Afif, artık ellerinde yiyecek ekmekleri kalmadığı sürece insanları Erdoğan’a karşıt bir hale getirmenin kolay olmadığını söylemektedir. Nitekim Erdoğan’ı defalarca seçen halk, sahip olduğu yarı mutlak siyasi gücü değil ekmeğini umursamaktadır. Afif’in ifadesiyle ancak Türkiye’deki mevcut olumsuz ekonomik koşullar ve Erdoğan’ın hiçbir şey yapamaması durumunda halkın rejimi devirme teşebbüsünde bulunması söz konusu olabilir (Golan, 2018).

Gazeteci yazar İldad Bak ise, “İsrail”in dünya çapında Erdoğan’a karşı bir kampanya yürütme konusunda seferber olması gerektiğini söylemektedir. Bunun için kendi tabiriyle “diktatörün gerçek yüzü ifşa edilmelidir.” Bak’a göre Türkiye halihazırda ekonomik, siyasi ve toplumsal olarak çöküşe doğru ilerlemekteyken, muhalefet partileri Erdoğan’ın karşısına rakip olarak çıkabilecek karizmatik bir adayın arkasında birleşmelidir. Bak ayrıca, Erdoğan’ın seçimlerde galip gelmesinin üzerine İsrail meclisinin Ermeni halkının Türklerin elinde soykırıma uğrayışını tanıması zaruri bir hal aldığını savunmaktadır. Aynı şekilde Kürtler de self determinasyon hakkına ve bağımsız bir devlete sahip olmalıdır. Öte yandan “İsrail”, Türkiye’yle kurulacak hiçbir ilişkinin herhangi bir surette yarar sağlamayacağına Batılı ülkeleri ikna etmelidir (Bey, 2018).

 “Israel Today” gazetesinde yazan gazeteci Asaf Golan ise, Erdoğan’ın bir sultan, başkan ve diktatör haline gelme şeklindeki çocukluk hayalini gerçekleştirdiğini ve elde ettiği muazzam kuvvet sayesinde “İsrail” ile var olan krizi derinleştireceğini dile getirmektedir. Bir grup Türkiye uzmanına Türkiye’nin geleceği hakkında sorular soran Golan, Tel Aviv Üniversitesi’nde Türk Siyaseti ve Türkiye Uzmanı olan Dr. Hay İtan Yenrucek’in ikili ilişkilerin şu an olduğu şekliyle devam edeceğini söylediğini aktarmaktadır. Buna göre “İsrail”, Erdoğan’ın öfke dalgalarına maruz kalmaya devam edecektir. Aynı şekilde Yenrucek, Erdoğan’ın yakın zamanda olağanüstü hali kaldırmasının mümkün olduğunu, zira artık elinde bulunan geniş çaplı yetkiler sayesinde OHAL’e ihtiyaç duymadığını söylemektedir.

Erdoğan rejiminin İran rejimi gibi dini bir yapısı olmayacağı ve Erdoğan’ın din adamlarına yetki vermeyerek onları kendi hizmeti dahilinde istihdam edeceğini belirten Yenrucek, Erdoğan’ın din adamlarına Osmanlı Devleti’nde olduğu gibi belirli bir düşünce şekli saptayacağını vurguladı (Golan, 2018).

İsrail toplumu içerisinde “İsrail”in din devleti ve laik devlet arasında kimliğinin nereye oturduğuna dair tartışmalar sürmekte ve “İsrail” bölgedeki diktatör rejimlerle diplomatik ilişkiler kurmaya çalışmakta iken, Türkiye’nin demokratik metotlarına saldırıda bulunulmakta ve Türk demokrasisi provokasyona maruz kalmaktadır. Bunun için ise seçilmiş cumhurbaşkanı olan Erdoğan’a saldırılmakta ve Türkiye’yi kendi kıskacına almaya çalışmakla suçlanmaktadır. İsrail medyasının iddialarına göre Erdoğan’ın geniş yetkileri bulunmaktadır ve buna bağlı olarak hasımlarına hesabını görmeye başlayacaktır. Nitekim Türkiye’yi, meclisi fesh etme hakkı bulunan, üst düzey devlet görevlilerini atayabilen ve merkez bankasının yetki alanına müdahale edebilen bir tek adam yönetimi altına almak istemektedir.

Seçimden önce Erdoğan’ın oyunun azalacağını ve “Erdoğan’ın tahtının sallanacağı ve cumhurbaşkanlığını kazansa dahi muhalif bir meclisle karşı karşıya kalacağını” söyleyen Tsifi Berail, seçimlerden sonra söylediklerini telafi etmek için muhalefetin adayı “Muharrem İnce”nin oyların %30’unu alarak büyük bir başarı gösterdiğini dile getirdi. Bu durumun 2022 seçimlerinde Erdoğan’a güçlü bir şekilde karşı koymaya katkı sağlayacağını belirten Berail, bunda İnce’nin yeni kurulan bir partinin genel başkanı “Akşener”le ittifak kurmasının etkisi olduğunu vurgulamaktadır. Akşener, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda İnce’ye destek verilmesi çağrısında bulunmuş,  bu da geçmişten bu yana süregelen geleneksel Türk partileri arasındaki husumetin çözülmesine yardımcı olmuştu. Böylece Berail’in ifadesiyle Türkiye’nin bir tek parti devletine dönüşmesinin önüne geçilmesi kolaylaşacaktı. Muharrem İnce’nin hapiste bulunan Halkların Demokratik Partisi Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ı ziyaret etmesini öven Berail, Demirtaş’ın Erdoğan için dişli bir rakip olduğunu ve hapiste olmasına rağmen seçimlerde iyi bir sonuç elde ettiğini söylemektedir.

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin seçimlerde galip gelmesinin ardından Berail, partinin – Erdoğan’ın kendi ifadesiyle toleranslı ve sakin olmayan kişiliği göz önüne alındığında – hasımlarına karşı bir tasfiye kampanyası başlatacağını tahmin etmektedir. Buna bağlı olarak Berail’in iddiasına göre Erdoğan’ın avucunda olacak Yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin inşa süreci başlayacaktır (Berail, 2018).

Gazeteci yazar Amiyet Fildman ise İsrail 2. Kanalı’nın “Mako” adlı web sitesinde Erdoğan’ın seçimi kazanmasının tek adam rejiminin başlangıcı anlamına geldiğini söylemiş, buna paralel olarak da Kürt lider “Demirtaş”ın en kötü dönemin henüz gelmediği şeklindeki sözlerine gönderme yapmıştır. Fildman’a göre artık her şey tek bir kişinin iradesine bağlı olarak tanzim edilecektir. Öte yandan Fildman, Türk vatandaşlarının “terörist bir yönetim sistemi ve umutsuz bir rejimin idaresi altında boğulacakları” uyarısında bulunmuştur (Fildman, 2018).

Onuncu Kanal ise web sitesinde “Ortadoğu İçin Bir Ders: Erdoğan’ın Zaferi Benzersiz Bir Güç Elde Etmesini Sağladı” başlıklı bir haber paylaşmıştır. Kanal Erdoğan’ın, zayıflayacağı yönündeki öngörü ve umutlara rağmen seçmenleri silip süpürdüğünü ve seçimleri birinci turda kazandığını belirtmiştir.

Tel Aviv Üniversitesi Dayan Araştırma Merkezi Başkanı Ozi Rabbi, Atatürk’ün mirasına ne olacağı ve seçim sonuçlarının “İsrail” üzerindeki etkisi üzerinde durmuştur. Rabbi, artık ortada Atatürk diye bir şey kalmadığını, şimdi Ortadoğu’ya ders veren Erdoğan adlı bir sultanın bulunduğunu söylemiştir. Erdoğan’ın bir politika canavarı olduğunu, Türk halkının büyük bir kesimini büyülediğini ve küçümsenmemesi gereken kuvvetli bir kişi olduğunu söyleyen Rabbi, destekçilerini yıllardan bu yana her yönden yargı, ordu ve devlet kurumlarına yerleştirdiğini dile getirmiştir. Rabbi ayrıca şunları söylemektedir: “Onu küçümsediler ancak 15 yıl sonra İslamcılara ‘bakın devlet nasıl yönetilir görün, teokrasi kurmak adına demokrasi nasıl kullanılır görün’ demektedir.” Rabbi, Türk lirasının değer kaybetmesine bağlı olarak Erdoğan’ın da güç kaybetmesi gerektiğini çünkü bu durumun sıradan vatandaşların cebine zarar verdiğini, insanların Erdoğan’ı desteklemeyi bırakmasını sağlayabileceğini fakat bunun gerçekleşmediğini belirtmektedir (el-Aşira, 2018).

 

“İsrail”le İlişkiler: Farklı Değerlendirmeler

Tel Aviv Üniversitesi Dayan Araştırma Merkezi Başkanı Ozi Rabbi, “İsrail”le ilişkiler konusunda Erdoğan’ın bu ilişkileri kesmek için acele etmeyeceğini çünkü bu ilişkileri en nahoş biçimde kullandığını, bu bağlamda da diplomatik olarak “İsrail”i sağlı sollu tokatlayacağını ve ekonomik çıkarlarını hayata geçirmeye çalışacağını söylemektedir. Erdoğan’ın mazlum halkların yardımcısı olduğunu açıkladığı zafer konuşmasına değinen Rabbi, bu sözlerin Erdoğan’ın “İsrail karşıtı bir şekilde bunu kullanacağı” ve İsrail açısından bir şer ekseni teşkil edeceği anlamına geldiğini belirtmektedir. Buna göre Erdoğan, “İsrail”e saldırmak ve Filistin’in durumunu iyileştirmek için hiçbir fırsatı kaçırmayacaktır (el-Aşira, 2018).

Türk Büyükelçisi’ni aşağılamak amacıyla alçak koltuğa oturtan İsrail Eski Dışişleri Bakanı Yardımcısı Dani Ayalon ise, Erdoğan’ın “İsrail”le ilişkilerini kendi elleriyle değiştirdiğini ve Türkiye’yi savaşmaksızın işgal ettiğini, şimdi ise Filistin vasıtasıyla Arap ve İslam dünyasını işgal etmeyi planladığını söylemektedir. Ayalon ayrıca, Erdoğan’ın “İsrail”le ilişkilerin karşılıklı ve önemli olduğunu vurgulamasına rağmen “İsrail”in Erdoğan açısından iyi bir araç olduğunu belirtti (el-Aşira, 2018).

Türkiye Uzmanı Yenrucek de, İsrail-Türkiye ilişkilerinde birdenbire köklü değişiklikler meydana gelmeyeceğini, ilişkilerin rutin bir biçimde seyredeceğini ifade ederken, bunun yanında kuzeyde veya güneyde güvenlik konusunda yoğun hareketlilikler yaşandıkça Erdoğan’ın öfkesini dışa vuracağını, “İsrail”in ise buna alışması ve atacağı her adımca bu duruma hazırlıklı olması gerektiğini belirtti.

Bar-İlan Üniversitesi Begin-Sadat Merkezi’nden Türkiye Uzmanı Afrat Afif ise, “İsrail” ile Türkiye arasındaki ilişkilerin gerileceğini ve Erdoğan’ın bu gerilimi daha da arttıracağını söyledi. Erdoğan’ın “İsrail”e yönelik saldırılarının bir seçim propagandasından ibaret olmayıp sürekli bir politika teşkil ettiğini belirten Afif, şu anda elde ettiği kuvvet sayesinde önünde kimsenin duramayacağını vurguladı (Golan, 2018).

İsrail 2. Kanalı Uluslararası İşler Muhabiri Arad Nir ise bunun aksini düşünmekte ve şunları söylemektedir: “Gazze cephesinde sükunet hakim olduğu müddetçe büyükelçiler makamlarına dönebilir ve milyonlarca İsrailli Türk hava sahası üzerinden uçuşlarına devam edebilir” (Nir, 2018).

 

İsrail Basını: Provokatif Haber Başlıkları

İsrail basını da Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı provokasyona katkıda bulunmuştur. Gerek ilk sayfa haberlerinde gerekse de başlıca yazarlarının makalelerinde bu provokasyon görülmektedir. Aşağıda İsrail basının genişçe yer verilen haber ve makalelerdeki provokatif dile dair örnekler aktarılmaktadır.

“Sultan Erdoğan”: Türkiye Cumhurbaşkanının Yeni Yetkileri

Bu başlık, Türkiye Cumhurbaşkanı ve partisinin yirmi dört Haziran’da gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerinde zafer kazanmasının akabinde Yedioth Ahronoth gazetesi tarafından atılmıştır. Gazetede aktarılan yetkiler şu şekildedir: Başbakanın görevine son vermek, bakan ve hakimleri atamak, görevden almak, özel ve kamu sektörleri üzerinde doğrudan denetim sahibi olmak.

Gazete aynı şekilde Türkiye’deki seçimlerin Erdoğan’ı, şimdiye kadar hiçbir Türk liderin sahip olmadığı yetkilerle donattığını iddia etmiştir. Ayrıca bu yetkilerin birçoğunun kusurlu olduğunu söyleyerek, bu yıl seçimlerin erken düzenlenme gerekçesi olan Türkiye’nin karşı karşıya olduğu ekonomi ve güvenlik sorunlarıyla mücadele edebilmesi için güçlü bir cumhurbaşkanına ihtiyaç duyuyor olmasını alaya almıştır. Bu bağlamda gazete, Türk lirasının %20 değer kaybettiğini vurgulamıştır.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın görev süresinde Türkiye’de İslam’ın kamu yaşantısına geri döndüğü konusunda uyarıda bulunan gazete, bu dönemde özellikle de 2016 yılındaki başarısız darbe girişiminden sonra, basın üzerindeki denetimin daha da arttığını ve Avrupa’yla ilişkilerin zayıfladığını öne sürmüştür. Gazete ayrıca, Erdoğan döneminde “İsrail” ile Türkiye arasındaki ilişkilerin dibe vurduğunu dile getirmiştir (Yedioth Ahronoth, 2018).

Türkiye’yi Değiştirecek, Avrupa’yı Korkutacak

Bu başlık İsrail 2. Kanalı Uluslararası İşler Muhabiri Arad Nir tarafından hazırlanan rapora aittir. Raporda seçim sonuçlarının Erdoğan’ın Türkiye’de saltanatın başına gelmesi anlamını taşıdığı belirtilmektedir. Buna göre Erdoğan, tecrübeli bir siyaset kurdu olup, muhalefetin kendini hazırlamasına fırsat vermemek için seçimleri öne çekmiş ve görülen o ki bu amacına da ulaşmıştır.

NATO’daki başlıca devlet liderlerinin Erdoğan’ı galibiyeti dolayısıyla tebrik etme girişiminde bulunmamasının akıllarda Türkiye’nin NATO üyeliğiyle ilgili soru işaretleri oluşturduğunu söyleyen Nir, Macaristan’ın ise Erdoğan’ı hızlı bir biçimde tebrik ettiğini belirtmektedir. Zira bu da Avrupa Birliği’nin, ülkesinde yolculuklarını Avrupa istikametinde tamamla potansiyeli olan dört milyon Suriyeli mültecinin ev sahibi konumundaki Erdoğan’ın merhametine kalması dolayısıyla yaşadığı korkuyu gözler önüne sermektedir. Nitekim Erdoğan, mültecilerin yolculuklarına devam etmesine izin verme imkânı vermek onlara engel olmaktadır (Nir, 2018).

Türk Demokrasisine Cenaze Namazı

Tel Aviv Üniversitesi Ortadoğu Çalışmaları Profesörü İal Zeiser, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a düzenlediği saldırıyı bu başlıkla sunmuş ve “İsrail” ile Türkiye arasındaki ilişkilerinin kopmasının seçimlerden sonra “hiç olmadığı kadar yakın bir ihtimal” haline geldiğini söylemiştir. “Israel Today” gazetesinde yazdığı bir makalede Zeiser, Türkiye’deki cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerinin beraberinde herhangi bir sürpriz getirmediğini, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın beklenildiği üzere galip geldiğini ve Batılı analistleri hayal kırıklığına uğrattığını belirtmiştir. Zeiser, sandıkların açıldığı ana kadar analistlerin, anketlere dayalı olarak, Türk lirasının değer kaybetmesi ve ekonominin çökmesi korkusu nedeniyle Erdoğan’ın mağlup olabileceğini yahut mecliste çoğunluğu elde edemeyeceğini düşündüklerini ifade etmektedir. Ancak bu iyimserliğin gerçekte bir dayanağı bulunmamaktaydı.

Zeiser Erdoğan’a oy verenleri ise şu sözleriyle eleştirmiştir: “Kör destekçileri ona oy vermeye devam ettiler.” Ayrıca, “Genel anlamda seçimlerde galip gelmese bile, Türkiye’nin başına getirdiği felaketin düzeltilmesi için dahi birçok yılın geçmesi gerekecekti” ifadelerini kullanmıştır. Zeiser’e göre Erdoğan’ın zaferi “Türkiye ve genç demokrasisi için kötü bir haberdir. Bu, bölgede ılımlı müttefiklerini destekleyecek Washington için de kötü bir haberdir.” Zeiser, “İlk başta Tel Aviv’de Erdoğan’ın ‘İsrail’ kozunu seçimle ilgili hedefleri için kullandığı ve seçimde galip gelmesi halinde bu durumun sona ereceği, ilişkilerin eski haline döneceği varsayılıyordu” şeklinde konuşurken, “Erdoğan’ın her şeyden öte ve önce realist bir siyasetçi olduğu şeklindeki inanca dayanan bu varsayımın kabul edilirliği şüphelidir. (Erdoğan) adım adım Türkiye-İsrail ilişkilerini yerle bir etmeye devam edecektir” demiştir (Zeiser, 2018).

Ancak Zeiser ümitvar olmaya çalışarak şöyle demiştir: “Erdoğan’ın ezici galibiyetine rağmen 15 yıllık yönetiminin ardından hala Türk halkının yarısı ona güvenmeyi reddetmektedir.” Zeiser’e göre bu “Türkiye ve Türk halkı için daha iyi bir geleceğe dair ümitvar olmak açısından yeterlidir.”

İsrailli akademisyene göre Erdoğan, “kazandığı zaferde omuzlarına yüklendiği görevi tamamlamak için daimi bir ruh görmeyi arzulamaktadır. Bu görev ise Atatürk’ün mirasını yerle yeksan etmek ve Türkiye’nin geçmişi olan Osmanlı ve İslam’a dönme yolunda ilerlemesini sağlamaktır.”

 

Sonuç

Şekli farklı olsa da “İsrail”, Recep Tayyip Erdoğan ve partisinin cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerinde mağlup olmasını ya da en azından birinci turda başarısızlığa uğramasını veyahut da mecliste çoğunluğu elde edememesini umduğunu ifade etmiştir. Fakat seçimlerden sonra yaşadığı hayal kırıklığı, sahip olduğu umutla aynı ölçüde gerçekleşmiştir. İsrailli yazarlar Türkiye’nin ve kendi ifadeleriyle “sultan”ın geleceğiyle ilgili korku üretilmesine katkı sağlamışlardır. Bunun sonucu olarak da Türkiye’de siyasi diktatörlük ile ekonomik ve sosyal sahalarda çöküş meydana geleceği uyarılarında bulunmuşlardır. “İsrail” ile Türkiye arasındaki ilişkilerin geleceği hakkında ise analistler farklı görüşlere sahiptir. Bazıları mevcut gerilim durumunun devam edeceğini söylerken, bazıları ise ilişkilerin daha da kötüleşeceğini savunmuştur. Fakat hepsi de, Erdoğan’ı devirmeleri için tek seçenek olarak gördükleri Türk halkını aç bırakma pahasına da olsa, tüm dünyayı Türkiye’ye karşı provoke etmeye çalışmışlardır.

“İsrail”in Türkiye’deki seçim sonuçları karşısındaki tutumu, sahip olduğu çifte standart tavrının yeni bir göstergesidir. Nitekim “İsrail”, demokrasi değerlerini savunduğunu iddia ederken Türk demokrasisi aleyhinde provokasyon yapmakta ve meşhur diktatör rejimleriyle iş tutmaktadır. Mesele yalnızca çifte standart noktasında kalmamakta, “İsrail”in metot ve politikaları çıkarlarını her şeyin önüne geçirdiğini gözler önüne sermektedir.

 

Kaynakça:

el-Aşira, (25.06.2018), “Ortadoğu İçin Bir Ders: Erdoğan’ın Zaferi Benzersiz Bir Güç Elde Etmesini Sağladı”, el-Aşira’dan alınmıştır:

https://www.10.tv/news/166393

Berail, Tsifi, (25.06.2018), “Seçimin Ardından: Erdoğan Türkiye’yi Kendi Suretinde İnşaya Başlıyor”, Haaretz’den alınmıştır:

https://www.haaretz.co.il/news/world/middle-east/1.6201986

Bey, (24.06.2018), “Türkiye Siyasi Kayboluş Yolunda”, Israel Today’den alınmıştır:

http://www.israelhayom.co.il/article/566285

Zeiser, (26.06.2018), “Türkiye: Demokrasiye Cenaze Namazı”, Israel Today’den alınmıştır.

Golan, (25.06.2018), “Erdoğan Çocukluk Hayalini Gerçekleştirdi: Türkiye’nin Sultanı Oldu”, Israel Today’den alınmıştır:

http://www.israelhayom.co.il/article/566457

Fildman, (25.06.2018), “Terörist Bir Tek Adam Rejiminin Başlangıcı”, Mako’dan alınmıştır:

https://www.mako.co.il/news-world/international-q2_2018/Article-1b91f7c47253461004.htm

Nir, (25.06.2018), “Türkiye’yi Değiştirecek, Avrupa’yı Korkutacak”, Makod’dan alınmıştır:

https://www.mako.co.il/news-columns/q2_2018/Article-d8fe705e9e53461004.htm

Yedioth Ahronoth, (25.06.2018), “Sultan Erdoğan: Türkiye Cumhurbaşkanının Yeni Yetkileri”, Yedioth Ahronoth’tan alınmıştır:

https://www.ynet.co.il/articles/0,7340,L-5295792,00.html

Yedioth Ahronoth, (03.06.2018), Dışişleri Bakanlığı: Netenyahu’ya Ermeni Katliamını Müzakere Etmesini Ertelemeyi Tavsiye Ettik”, Yedioth Ahronoth’tan alınmıştır:

https://www.ynet.co.il/articles/0,7340,L-5277452,00.html

Beğendiyseniz paylaşın